20 Aralık 2014 Cumartesi

Zekeriya Öz'den Şoke Eden "Yazıcıoğlu" Çıkışı

Hasan ÇAĞLAYAN İle Çok Özel Röportaj / 3. Bölüm...

22 Ekim 2011, 19:40
 Hasan ÇAĞLAYAN İle Çok Özel Röportaj / 3. Bölüm...
İlknur KOÇ
 Hasan ÇAĞLAYAN İle Çok Özel Röportaj / 3. Bölüm...

Haber ARZ: Ülkücü hareketteki Büyük Birlik ve Türk-İslam davası içersinde Muhsin Yazıcıoğlu'nu anlatmanızı istirham etsek?

Bu konuyla ilgili Muhsin yazıcıoğlunun milletin birlikteliği, milli ve islami kimliğiyle ilgili düşüncesi ve tavrı Onun ölümüyle birlikte netce ortaya çıkmıştır. Yani Muhsin Yazıcıoğlu ne yapmak istiyordu diye bir soru sorulsaydı; bu soruyu çevirdiğimiz zaman bir şeklide budur. Muhsin Yaızcıoğlu kocatepeyi yapmak istiyordu. Nedir kocatepe? Bu milletin hep beraber bir anda avuç açıp aynı şey için Allaha dua etmesidir. Bu nedir en büyük birliktir. Muhsin Yazıcıoğlu bunu yapmak istiyordu. Ne istiyordu? Kürt, Türk Alevi herpsinin bu milletin insanları bu milletin diğer fertleri bu milletin içersindeki renkler desenlerin hepsini bir anda bu milletin ve devletin geleceğiyle ilgili aynı şekilde yakarmalarını. Bu tarihte tekerrür etmişti. Ben bunu bir kıbrıs olayında gördüm. O zaman öğretmendim köylere gittim. O zaman Alevi Sünni ayrımı vardı. Hiçbir köye gidemiyordum ama o gün kıbrıs meselesiyle ilgili görevlendirildim. Kıbrısa yardım toplamak için alevi köylerine gittim. Beni bağırlarına bastılar. Baktım ki hiçbir farkımız yok. O gün dehşete kapıldım zaten. Birileri bizi alevi sünni diye ayırıyorlardı fakat oraya gittim bu ülkenin geleceği için alevi sunni ayrımı yokmuş. Ne verilebilecekse herşeyi verebilecek kadar ülkelerini, vatanlarını seviyorlar. İşte insan yaşamadan bazı şeyleri göremiyor. Muhsin Yazıcıoğlu da hayatın içinde birçok badireleri yaşadı gördü ve netice itibariyle en net şekilde yapmak istediği ordusunu, hükümetini, polisini askerini işçicini çiftçisini Kürt'ünü Türk'ünü batılısını doğulusunu bir araya getirebilmek bu milletin çıkarları ve menfaatleri için hem çalışmak hem Allaha dua etmek düşüncesindeydi. Bunun için de Kocatepe'de çıktım baktım orada Rahşan Ecevit gelmiş Genelkurmay başkanı gelmiş başbakan gelmiş, soldaki ve aşırı uçtaki partilerin yöneticileri gelmiş. İşçisi bekçisi çiftçisi gelmiş iş adamı gelmiş Türkiyenin bütün insanlarını temsil noktası tamamen orada. Ve hoca amin diye seslendiği zaman hepsi birden avucunu açtı. Bende yukardan, yüksekçe bi yerden izledim. Ya Rabbim bizim yapmak istediğimiz buydu. artık bu insanın ölümüyle gördük. Demek ki O bir vesileyle bu milletin hep birden avucunu Allaha bir anda yakarmak için kaldırtıyorsa demek ki bu anları biz birçok defa yaptırabiliriz. Demek ki yaptırılabiliyormuş... İşte Muhsin Yazıcıoğlu'nun fikir ve düşüncesi yapmak istedikleri de buydu. Onun mücadelesini veriyordu. BBP olarak biz de ayrılırken siyasi hayatımız içersindeki yapacaklarımız bunlara yönelikti. Hasbel kader elimizden geldiği kadar yapmaya gayret ettik. Muhsin Yazıcıoğlu'nun yaptığını bu millet tescilledi. Bizimki nasıl olur bilmiyorum. Allah akibetimizi hayreylesin.

Haber ARZ: Muhsin Başkan'a çok yakın isimlerden biri olmanız hasebiyle O'nunla birçok anınız vardır. Hafızanızda yer edinen ve unutamadığınız birkaç anınızı bizimle paylaşırmısınız?

Biraz ciddiyetin dışına çıkarak anlatayım. Yaşar Yıldırım'ın babasının hediyesi bir kaşkol vardı. Kırmızı bir kaşkol... Çok seviyordum o kaşkolu. Bana yakışıyordu. Birgün Muhsin Yazıcıoğlu lacivert bir pardesü almıştı. O'nun içersine bordo o atkıyı koyunca o kadar yakıştı ki, ver de şunu bir tur atalım dedi. Dedim ki ama alırım tekrar senden, yani temelli vermem. Evimizdeki atkı, sende kullanırsın ben de kullanırım. Zaten öyleydi. Birbirimizin pardesüsünü hepimiz kullanıyorduk. 

Haber ARZ / İlknur KOÇ'un Özel Röportajı....

Atkıyı aldı gitti Başkan. Kızılay'a gitmiş. Kızılay'da solcular zafer çarşısının önünde görmüşler. Saldırmışlar Başkana, tabi bu badirenin içersinde bizim atkı kayboldu... Neyse Başkan çıktı geldi bir baktık ki bayağı kavga etmiş. Hem hırpalanmış hem de polisler gelmişler. Bir taraftan da aranıyor. Hem polisten kurtulmak, hem onlardan kurtulmak düşüncesiyle atkıyı matkıyı unutmuş. Kendisi bir sürü sıkıntı çekmiş bunların hiçbirine üzülmüyor. O atkıyı benim çok sevdiğimi bildiği için Eyvahhh! Dedi. Hasan ne yapacağız? Atkıyı kaybettim, düşürdüm. Ondan sonra dedi ki; akşam karanlığı hadi zafer çarşısına gidiyoruz. Niye dedim? Belki atkı düşmüştür dedi. Gittik beraber atkı aradık. Yani böyle enteresan hatıralarımız oluyor. 

Haber ARZ: BBP'nin son dönemlerinde siyasetten uzak durmaya çalıştınız. Bu durum zaman zaman eleştirel yorumlara da sebep oldu. Bu konuda neler söylemek istersiniz? 

Bu bana bu övgüdür. Öyle görüyorum bu sizin teveccühünüz. Teşekkür ediyorum. Allah Razı Olsun. İnşaAllah öyledir. Rabbimde sevdiği ve sevdirdiği kullarından eylesin bizleri.

Muhsin bey'in sağlığında da zaten ben politikaya soğuk bakan bir insandım. Hatta parti kurulma sürecinde Selçuklu Vakfı vardı ve başkanı bendim. O görevi bırakmak istemedim. “Ben siyaset yapmayım burda kalayım. Okulların açılışlarıyla ilgili çalışma yapayım” dedim. O da “Yok senin de gelmeni istiyorum” dedi. Çaresiz siyasetin içinde oldum. Fakat politika benim mizacıma çok tersti. Hiç severek yapabildiğim birşey değildi. Siyaseti sevmiyorum, bir fikir ve düşüncenin, inancın mücadelesini yapmak zevk verir, haz verir. Bunu başkan parti olarak parti faaliyeti istedi. Yol yoldur. Hatta düşünce ve fikrini bir ülkeye hakim kılabilmek için en kestirme yolda politikadır. Fakat benim hoşuma gitmiyordu. 2002 yılı içersinde ben kendisinden bu konuyla ilgili müsaade istedim. Dedi ki “Tamam ama İstişare de bazı özel görevlerde felan olmalısın” Bazı özel çalışmalarla ilgili her zaman yanında olacağıma söz vermeme gerek yok ölene kadar beraberiz zaten. Ama benim birtek şeyim var aktif siyasette yer almıyorum. 

Haber ARZ / İlknur KOÇ'un Özel Röportajı....

2002'den sonraki kongrede YİK'e almış. Ben dedim ki neden aldınız? Ben gücendim bana sormadan neden aldınız diye. O da bana gücendi. “Senin haberin olmadan senin hakkında insiyatif kullanamayacakmıyım Hasan? ” dedi. Ben çok utandım öyle deyince. Doğruydu, yani ben ona herşeyimi teslim etmişim. Benim gıyabımda benim haberim olmadan insiyatif kullanamaz mı? Tabi ki kullanır. Özür Dilerim dedim. Bu zamana kadar YİK üyeliğimiz devam etti. Benim bu mizacımı çok iyi biliyordu Başkan. Onun düşüncesi daha değişik yönlerdeydi.

Bu vakfın kuruluşuyla ilgili meselede O'nun sağlığında böyle bir vakıf kurma çalışmamız vardı. Fakat bir türlü nasip olmamıştı. Netice de vefatından sonra zemini ve atmosferi çok rahat gördük. Bir de Kocatepe ruhunu yaşadıktan sonra öyle bir vakıf kurarak Onun düşüncelerini, fikirlerini yaşatmak derdine girdik. Sadece O'nun değil hepimizin yani o dönemki arkadaşlarımızın fikirlerini... İnandığın dava için mücadele yollarından biri de bu tür faaliyetlerdir. Bende kendimi bu tür faaliyetlerin içersinde daha huzurlu, daha mutlu gördüm. Şu andan itibaren de vaktim nasip ederse hiçbir zaman politikanın içersine girmeden hizmetlerimi bu şekilde yaparım inş. Onun için de siyasetin içinde yokum. Fakat arkadaşlarımın, fikirdaşlarımın inançdaşlarımın yoldaşlarımın Allahın izniyle sonuna kadar emrinde ve hizmetindeyim. Bu genç veya yaşlı hiç fark etmez. Allah için, Millet için, Devlet için çalışan herkesin emrindeyim.

Haber ARZ: Muhsin Yazıcıoğlu'nun şehadeti sürecine gelirsek sizce bu elim olay kaza mıydı? Suikast mi? 

Kaza süreciyle ilgili çok ciddi şeylerde önümüzdeki günlerde ortaya çıkacaktır. Şimdi bir savcıda. Anlatacağımız şeyler savcının soruşturmasını etki edebilecek olabilir. Detayına girmeden şunu söylüyorum; Muhsin Yazıcıoğlu'nun vefatıyla ilgili hadisenin üzerinde çok ciddi şekilde duruyoruz. Ne varsa ortaya çıkartılması için ve ondan sonra bizlerin üzerine düşen vazifelerin ne olduğunun idrakinde ve şuurunda olarak bu süreci takip edeceğiz. Ve bu süreci birlikte devam ettireceğiz.

Haber ARZ: Bir kazadan çok suikastti diyebilirmiyiz?

Hiçbir şeye kesin gözüyle bakmıyoruz. Hem sonuna kadar kaza gibi veya sonuna kadar suikastmiş gibi, olağan dışı bir olaymış gibi meselenin takibinde bulunacağız. Neticeyi aldıktan sonra ancak huzura kavuşacağız. Bu süreci böyle takip ediyoruz.

Haber ARZ: Ülkücü hareketin genel olarak mhp ve bbp'de dahil; sizden sonraki kuşakta, zamanlarına uygun olarak “İşte Bu” diyebileceğiniz yeni nesil ülkücüler varmı birkaç isim verebilirmisiniz?

İsim zikretmem unutmuş olduğum insanlara hakaret olur. Yanlış olur. Böyle birşeyden sakınırım, imtina ederim. Fakat hiçbir zaman iyi insanlar, olgun insanlar tükenmiş değil. Biri biter diğeri gelir İnşaAllah. Vakıf olarak bizim şu anda yapmış olduğumuz mücadelenin ana kaynağı da şudur; böyle insanların yetişmesi ve gelecek nesillere bir kuşağı aktarabilmek ve yeni bir kuşağın bu düşünceleri devam ettirmesidir. Ümitsizlik karamsarlık bize göre değildir. Allahın izniyle bu mücadele bu fikir devam edecektir. Rabbim birileri vazgeçse de birileri mücadele etmese de dininin mücadelesini yapacak insanları yaratır. Bizlerin himmetleriyle olabilecek birşey değil, belki Rabbim bizleri vesile ederek bu mücadelede Allahın izniyle önderler ortaya çıkaracaktır. Biz olmasak da ortaya çıkacaktır.

Haber ARZ: BDP'lilerin özerklik ilanı ve sürekli devam eden tahrikleri var. Bu durumu neye bağlıyorsunuz ve çözüm konusunda neler yapılmalıdır? 

Ben bu konuda yapılan mücadele şeklinin sağlıklı bir mücadele olduğu kanaatinde değilim. Önümüze hayali düşmanlar konulmuş, hayali düşmanların arkasında başka düşmanlar eylemlerini yapıyorlar. Tabiri caizse biz yeldeğirmenleriyle savaşıyoruz. Bizim için bu konudaki en büyük tehlike doğudaki halkımızı kaybetmemizdir. Yıllardır terörle ilgili mücadelede bu mesele göz ardı edilmiştir. İlla ki askerle olsun, polisle olsun, özel görevlilerle olsun bunların hepsi saygıyla karşılanabilecek yollardır, usullerdir, metodlardır ama şu anda Bdp nin ve pkk'nın yapmış olduğu birşey var. Hep kendilerini milyonlara varan doğudaki halka dayandırma ve onların arkalarında olduğuyla ilgili bir imajla dünya platformuna çıkma. Türkiyenin şu anki yönetiminin yanlışlıkları neticesinde, doğudaki halkın temsilcisi olarak kendilerini batıya ve demokratik ülkelerin tamamına neredeyse kabul ettirdiler.

Devlet olarak, devletin yöneticileri olarak bizim bunu yıkmamız lazım. Bunu yıkmadığımız müddetce pkk ve terörizmle ilgili mücadelede başarıya ulaşmamız mümkün değil. Belki de yavaşında ötesinde doğudaki halkımızı kaybediyoruz. Milletin ayrışmasına kendi usullerimizle yöntemlerimizle bazen çanak da tutuyoruz. Şu anda devletin bu konuyla ilgili hassasiyet gösterip, doğudaki insanımızın kaybedilmemesiyle ilgili çalışma içersine girmesi gerekiyor. Bdp ve pkk'yı tamamen onlardan ayrıştırması gerekiyor. 

Haber ARZ / İlknur KOÇ'un Özel Röportajı....

Doğudaki 300 tane gencin taş atması halkın tamamına maal ediliyor. Sanki halkın tamamı ayaklanmış gibi gösteriliyor. Diyarbakırda bu yaşanıyor... Ancak Batı ülkelerine baktığımız zaman belki de kat kat fazlası olabilen ciddi eylemlerin ve olayların medyaya ve basına yansıdığıyla ilgili en ufak bir emare göremiyoruz. Bizde ise bu konuda devlet ve idare edenler üzerlerine düşeni tam manasıyla yaptıkları kanaatinde değilim. Bazen hayır sandıklarımızda şer, şer sandıklarımızda hayır çıkacağı ayeti kerimeyi meal ederim. Şuna inanıyorum ; yaptıklarının altında bdp'lilerde pkklılarda kalacaktır. Şu anda ayırmak ve özerk bir yönetimle yönetilmek istenen insanlara gidip deseler ki “ Doğu Anadoluyu ayrıştırdık. Doğu Anadolu burada yaşayan insanlarındır. Yarına kadar burada yaşayanlar burada kalsın. Yaşamayanlar batıya göçsün” Doğu Anadolu da bir tane insan kalmayacak. Böyle bir bilinen varken Türkiye'nin ciddi politikalar geliştirmesi gerekiyor. Pkk ve Bdp'nin elindeki oyuncaklarının alınması ve oyunlarının bozulması gerekiyor. Bunun yapıldığı takdirde ancak terörizmin önüne geçebiliriz. Bu daha detaylı ve teferruatlı şekilde de anlatılabilir. Yani detayına da inilebilir. İnşaAllah vakıf bünyesinde terörizmle ve pkk ile mücadele nasıl yapılır diye bir araştırma yapabiliriz.

Haber ARZ: Art arda gelen şehit haberleri vatandaşlarımızı tedirgin etmekte, iç karışıklık dillendirilmektedir. Ortadoğu'daki gelişmeler ışığında süreç nereye doğru sürükleniyor? 

Avrupa ülkeleri ekonomik badirenin içersindeyken ve ekonomileri çökmüşken, Amerikanın ekonomisi çökmüş bir konuma giderken, Türkiyenin ekonomisinin gelişmiş olması ve büyüyen bir ülke olması Avrupalıları ve Amerikayı çok ciddi şekilde tedirgin ettiği kanaatindeyim. Çünkü bir Amerikanın çökmesi aynı fay hatları gibi... Orası çöküyorsa Anadolu'nun yükselmesi manasına geliyor. Ve Türk Devleti yükselecektir, büyüyecektir. Böyle bir pozisyonda çok güçlü bir Türkiyenin ortaya çıkması an meselesidir. Bunun önüne geçebilmek de Avrupa'nın birinci derecede vazifesidir.

Çünkü kendi sıkıntılarıyla uğraşırken bir doğu medeniyetinin, Türk medeniyetinin yeniden ortaya çıkması ve büyümesi Avrupanın bir daha büyümesinin tamamen önüne geçilmesi anlamına gelir. Avrupa bunu görüyor, inceliyor ve 20 yıllık, 100 yıllık bir hesap yapıyor. Bu hesapların neticesinde Türk devletinin büyümemesi, gelişmemesi, ekonomisinin çok ciddi noktalara gelmemesi gerekiyor. Ortadoğu'nun lideri olmaması gerekiyor. Onlar için en iyisi, mevcut sınırlarını muhafaza eden ve kendi iç kavga ve kargaşasıyla boğuşan bir ülke konumunda kalması gerekiyor. Şuanda Türkiye'deki bütün olup bitenlerin sebebi yabancı güçlerin oyunlarının neticesidir. Yapmak istedikleri de budur. Bütün bunlardan sonra gerçekten Türkiye'nin dış politikasını çok beğeniyorum. İnşaAllah hata yapmadan bu şekilde götürdükleri takdirde Dünya nezdinde itibarı olan bir Türk Devleti ortaya çıkacaktır. Ortadoğudaki devletlerin, Arap topluluklarının ve Türk cumhuriyetlerinin yerine göre hem manevi anlamda hemde maddi manada bir gelişmiş ülkeye ihtiyaçları olacaktır ki bu Türkiye olacaktır. Bu ihtiyaç arttıkça Türkiye büyüyecektir. Kendisinden beklentisi olanlara daha iyi hizmet etmekte olacaktır. Cenabı Allah bazı milletlere istese de istemese de hizmet vazifesini verir. Ben bundan gocunmuyorum. İnşaAllah sonuna kadar Allahın hizmetkarı, Allaha hizmet eden, Allaha hizmet ettiği için de insanlara hizmet eden bir millet olarak devam ederiz.

Haber ARZ: Bugün ülkenin iyi yönetilmediği konuşuluyor. Kurumlarda sıkandallar bitmiyor... Mesela eğitim alanında... Ösym hata ve yanlışlarıyla anılır oldu. Bu keşmekeşliği yıllar önce 14 Haziran 1979 tarihli Hergün gazetesine yağtığınız açıklamada sorunun düzenin yapısı olduğunu düzen değişmedikçe çözüm bulunamayacağını ifade etmiştiniz. Hala aynı düzen mi hüküm sürüyor? 

Dünyada da böyle, bizde de böyle... Şark ülkelerinde bu durum daha da belirgin, birden bire kurumların yapılarını değiştirmek mümkün değildir. Siyasi olarak istediğin kadar iktidara gel kurumların içindeki yapılanma siyaset farkı gözetmeksizin kendisini muhafaza eder. Şimdi benim neticede görebildiğim birşey var. Diyelim ki ÖSYM'de yıllardır çöreklenmiş bir kadro var. Ordaki kadronun tamamını kapı dışarı ettiğin zaman zulüm etmiş olursun. İçerdeki insanlarla bu işi götüreyim dediğin zaman mukavemetle karşılaşırsın. Hem mukavemetle karşılaşacaksın, hainlik yapanı atacaksın, hem de diğerlerini sisteme adapte etmeye gayret edeceksin. Bunların hepsini bir arada götürebilmek ister istemez bir süreci gerektiren şeylerdir. Birden bire kesip atabileceğin hadiseler değil. Şu anda Türkiyenin içersindeki birçok kurum kendi içersinde yıllardır yerleşmiş olan kadroların mukavemetiyle karşılaşıyor. O mukavemet hükümetlere de yeniliklere de hatalar yaptırıyor. ÖSYM'de yapılan hadise tamamen çörekleşmiş bir kadronun mevcut olan yeni sistemi kötü gösterebilmek için yapmış olduğu organizasyondur. Bunu ne hükümet anlatabilir. Ne yapan söyler. Ancak bizim gibi siyasi bir beklentisi, bir çıkarı olmayan kötüye kötü, iyiye iyi diyebilme durumunda olabilen insanlar yapabilir. Biz söyleyebiliyoruz. Hükümet bunu da söyleyemiyor.

Şu anda Türkiyenin içersindeki kurumların direnciyle karşılaşıyoruz. Düzen nedir? Devleti idare eden kadroların kendi menfaatlerini ve çıkarlarını bu milletin menfaatlerinin ve çıkarlarının önünde tutarak kendilerini muhafaza etmesidir, direnmesidir. Yapılan hadise de budur. Geçmişteki düzenin bozukluğu da bundan kaynaklanıyordu. Bu asker de olabilir, hukuk da olabilir, kuvvetler ayrımındaki kuvvetler de olabilir. Meclisin kendi yapılanması seçim sistemiyle ilgili eski konumunu koruması da o kurumun kendisini muhafaza etmesidir. Halen Liderlik sultasının devam etmesinin sebebi de budur. Başbakan Tayyip Erdoğan da daha önceden demişti lider sultası ortadan kalkacaktır diye. Fakat kimse yapamıyor, geldiği zaman mevcut yapıyı devam ettirmekle ilgili bir direnç gösteriyor. Hukuk alanında, askeriye de ve devletin çeşitli kurumlarında, bu mücadele devam edecektir. Ama tam 12 Eylül gibi değil. Şu andaki gelinen nokta itibariyle ümitvar olunan geleceğe ümitle bakmış olduğum şekilde kötü düzenin yıkıldığını görüyorum.

Haber ARZ: Muhsin Yazıcıoğlu'nun şehadeti'nden sonra Gönüllerde Birlik Vakfını kurdunuz. Vakfınızın ne gibi faaliyet plan, proje ve programları var? Biraz bahsedermisiniz? 

Kocatepedeki manzarayı Türkiyeye Şamil kılmak. Vakfın birinci derecedeki amacı şudur; Bu milletin birlikte dua edebileceği anları, hadiseleri, olayları, gelişmeleri yapabilmek. Bunu ne kadar çok yapabilirsek, ne kadar çok sağlarsak bu ülkedeki birliktelik o kadar artacaktır. Bir de bunu yapabilecek kadroları yetiştirmekle ilgili faaliyetler... Önümüzdeki dönemlerde gençlik yetiştirecektir. Devleti, Milleti yönetecek kadroların şuurlu bir şekilde yetişmesini sağlayabilecek eğitim çalışmaları yapacaktır.

Haber ARZ: Bunlarda kurumlara destek içersinde mi?

Bir taraftan dış politikayla ilgili ve iç politikayla ilgili diğer taraftan aksak görünen noktalarla ilgili yönetime bilgi verebilecek, ışık tutabilecek ve aklı yeten insaları bir araya getirerek potansiyel üreterek bu potansiyeli devletin yönetiminde bulunan insanlara sunacak şekilde. Kurumlara bilgileri verecek bir noktada strateji enstitüsü gibi hareket edecek, bunun haricinde gençlere ışık tutabilecek bir eğitim çalışması ve gençlerin yetişmesiyle ilgili ciddi kaynaklar oluşturarak yurt dışında çok zeki ve kimsesiz çocukların okutulmasıyla ilgili, yani ülkenin menfaatine olabilecek birçok şeyle ilgili bu faaliyetleri yürütürken, diğer taraftan ülkedeki insanların barışık halde yaşamalarının alt yapısı nasıl olur? Mesela bu pkk nasıl bitirilebilir? Bu bir çalışmadır. Türkiyedeki ayrılıkların önüne geçilerek, farklılıkların kilimin desenleri olduğu nasıl bu millete kabul ettirilebilir? Bunlara ışık tutabilecek alt yapı çalışmaları vakfın çalışma alanı içersinde olan çalışmalardır.

Haber ARZ: Biraz da özele dair aile hayatınızla ilgili konuşacak olursak nasıl ifade edersiniz?

Ben İhtilalden sonra evlendim ve üniversiteyi yeni bitiren bir oğlum var. 3 kişilik bir aileyiz. Hanımım ihtilalden önce üniversiteye girdi fakat ihtilalden çok sonra üniversiteyi bitirdi. 1980'den sonra tanıştık biz. İhtilalden önce tanımazdım. İhtilalden önce bizim en çok hassasiyet gösterdiğimiz hadise şuydu; Birçok arkadaşımız flört olmuştur fakat yönetim kadrosundaki arkadaşların ben şans diyorum buna. Böyle bir şansları yoktu. Çünkü onlar özel hayatlarına çok dikkat etmeleri gerekiyordu. Onun için bu manada Muhsin Başkanın olsun, benim olsun kız arkadaşlık felan gibi bir şansımız yoktu. Fakat o dönemde 12 Eylül öncesinde anlaşıp evlenme kararı alan birçok arkadaşımız olmuştur. Bunların birçoğu hapishane hayatları boyunca çok ciddi sıkıntılar çekmişlerdir.

Düşünün idam edilip edilmeyeceği bile belli olmayan, bir ömür boyu hapishanede yatıp yatmayacağı bilinmeyen bir insanı dışarda birileri bekliyor. Kolay bir hadise değil. Biz bunları yanımızda yatan arkadaşlarımızda yaşadık. Bunlar roman olacak şeyler. Mesela sol bunu tv dizilerinde çok güzel işliyor fakat bizim camiada bunlar işlenmiyor. İçeri düşüpte çoluğu çocuğu dışarda kalan insanların şiirleri, hatıraları, nişanlısı ziyarete gelemeyip göremeyip sadece mahkeme salonlarında el işareti yapanlar, biz mahalle tabiriyle ısmar deriz. Ismarlama bilgilerle sevgilerini gösteren insanların yaşadıklarını gördük. Tabi ben şunu gördüm; iyiki birine söz vererek hapishaneye gelmemişim. Çünkü öyle gelmiş olsaydım hapishane hayatım bana zulüm ve işkence olurdu. Fakat bu zulüm ve işkenceyi çeken arkadaşlarımız vardı. Gerçekten saygı duyulabilecek biçimde. Mesela bir türkü varya “Metrisin Önü bir uzun alan, bir tek seni sevdim gerisi yalan.” Orada Bir şey ifade ediyor; hapishanede yaşayan insan için çok çok etkileyici birşey. Yaşamayan insanın fazla idrakinin olabileceğini düşünemiyorum.

Mesela bir insanı seviyor ve gece gündüz her anı, yemek yerken, içerken, uykusunda, rüyasında, gezerken, sopa yerken, işkence görürken hep onu düşünüyor onu hayal ediyor. Çok değişik duygular. İşenmesi ve anlatılması, gelecek kuşaklara aktarılması gereken hadiseler. Size ben bir hatıramı anlatayım; Bir arkadaşımız var. Şimdi Kayseri üniversitesinde profesör. O da Hacettepe'de okuyordu bir davadan içerde yattı, çıktı. Ahmet Tevfik Ozan bir şiir yazmış şöyle diyor; Güneşde Adam Asmazlar...

Ben aylarca şu ranzada güneş doğunca uyurum

Güneşte adam asmazlar… yarım günlük bir saadet

Her gece yatsıyla gelen soğuk bir şey duyuyorum

Abdest al, güneşi bekle… böyle aylarca devam et

Suçum olsa, biliyorum öpmez anlımdan melekler

Ve gözyaşlarıma konmaz o nurani kelebekler

Bu soğuk sessizlik ne? Ve niçin ana hasreti?

Niçin adımı kimse bilmez? Hem nereden bilecekler?

Ses de, sükut da burada hep ölümü hatırlatır

Gelsin baş üstünde yeri var. Ve fakat beklemek bir tuhaf

Yüreğini şu tavanın bilmem ki kimler kanatır

Ve niçin ateş perdeler gözbebeklerinde saf saf

Bir güvercin, bir balık nasıl masum ölürse

Nasıl çatlarsa bir nar, cennetten bir tat için

Gelsin ölüm yüceler yücesi Rabbimden

Yaşanmaz anlatılmaz bir yeşil Murat için

Ben aylarca şu ranzada güneş doğunca uyurum

Güneşte adam asmazlar… yarım günlük bir saadet

Her gece yatsıyla gelen soğuk bir şey duyuyorum

Abdest al, güneşi bekle… böyle aylarca devam et

Şiirde beni çok etkiledi tabi. Okuyorum acilciler ( Sol Fraksyon ) diye bir gurup var. İdamını bekleyen biri var. Ben bu şiiri okur okumaz bana en yakın solcuların ranzasına oturup arkasını döner. Bir iki defa gördüm. Allah Allah neden böyle yapıyor diye düşündüm. Sonra anladım ki şiirin etkisinde kalıyor. Benden dinliyor, hüzünleniyor gidiyor. Öyle bir hususiyet gelişti ki göz göze geliyoruz. Sanki ne olur o şiiri bir daha oku diyor. Hemen dergiyi alıyorum ben, koşa koşa geliyor. Hiç birbirimizle konuşmadan ranzanın en yakın yerinden arkasını dönüyor. Ben arkadaşlardan birine dedim ki, git bakıyım ne yapıyor. Gitti bakmış ağlıyor. Mesela bu çok dramatik.

Haber ARZ: Sonra hiç karşılaştınız mı? Daha sonra karşılaştığınızda nasıl oluyor?

Kızılayda hanımla geziyoruz bir gün. Saçı, Sakalı birbirine karışmış biri geldi. Birden kucakladı Hasan abi diye... Yüzüne baktım, tanıyamadım. Merhaba gardaş felan. Ya abi sen beni tanıyamadın dedi. Evet tanıyamadım dedim. Ben 6. koğuştan dedi bir isim söyledi. Ya abi dedi içim kaynıyor dedi. Sizi çok seviyorum dedi. Ayrı guruplarda olmamıza rağmen bir taassubumuz vardı dedi. Gerçekten sizi çok seviyorum dedi. Geldi orada hanıma döndü dedi ki; Yenge korkma kılığımdan kıyafetimden Hasan abiyi seven bir komünistim dedi.

Ziyaretler de oldu. Askere gittik mesela. Biz 25-30 kişiydik. Onlar 30-40 kişi. Onlar kendilerini gizliyorlar ve ayrı geziyorlar. Biz biliyoruz tabi, biz de ayrı geziyoruz gurup olarak. Amerikada Almanyada İngilterede Yüksek tahsil görmüş olanlarda askerlik için gelmişler. Bizi böyle kurallara uyan insanlar olarak görüyorlar. Bir gün isyan ediyorlar bunlar. Haydi binbaşıya gideceğiz, albaya gideceğiz diyorlar. Sonra bize de ne biçim adamlarsınız böyle mızmız insan mı olur? Hakkını aramayan insan mı olur? Niye baş kaldırmıyorsunuz felan diyorlar? Merkez komiteden biri vardı. O da bizimle beraber askerlik yapıyordu. Bana baktı göz göze geldik. Ne dersin ? Tam böyle göz göze anlaşıyoruz. Şimdi arkadaşlar hatır hürmet gösteriyor O vatandaş da en sonunda bana dönmüş ne bu Hasan Çağlayan'da ne var buna hürmet gösteriyorsunuz. Benim tahsilim bundan iyi, ben daha yakışıklıyım. Ben bundan daha iyi nişan alıyorum, daha iyi koşuyorum... Neden buna saygı gösteriyorsunuz da bana saygı göstermiyorsunuz? diye bizim arkadaşlara kızıyor. Tabi bizim ekip olduğumuzu bilmiyor. Birgün ben askerdeyken Tercüman gazetesi manşet atmış. Savcının tekrar idam istemesine rağmen Hasan Çağlayan ve Yılma Durak şu anda dışardalar diye. Savcının mütalasını manşetten vermiş. Simit kuyruğuna giriyorlar bende girerdim. Önümde de onlar var. Bir baktım önümden kaybolmuşlar onlar. Yurt dışından gelenler... Sabah erken kalkmış ve Gazeteyi okumuş. Böyle enteresan hatıralar oluyor... Bazıları anlatırsın, ağladığımız hadiselere güldüğümüz çok hatıralarımız var. Orda ağlamışızdır mesela. Dışarda anlattığınız zaman insanlar çok gülüyorlar. Arkadaşlar derler ki hatıralarınızı anlatın. Yerinde ve zamanında ağlanılan sonradan anlatıldığı zaman gülen hatıralarımı anlatmayacağım.

Haber ARZ: Hala aynı fikirdemisiniz?

Yok anlatmak gerekiyor. Gülseler bile anlatmak gerekiyor. Ben öğretmenlik yapıyorum. Köylülere fıkralar anlatıyoruz gülmüyorlar. Biz gülüyoruz öğretmen arkadaşlarla. Soruyoruz niye gülmüyorsunuz? Diyorlar ki niye güleceğiz? Fıkra anlattık diyoruz. Gülmek mi gerekiyor diyorlar. Tabi yani bu gülmek için anlatılıyor. Eee o zaman bitti deyin o zaman bize diyorlar. Sonra biz fıkrayı anlatıyorduk. Fıkranın gülünçlüğü bir tarafa o bitti kelimesini söyleyeceğiz diye yerlere yatıyorduk...

Haber ARZ: Son olarak Muhsin Yazıcıoğlu'nun izinden gitme iddiasında olan Alperenlere tavsiyeleriniz nelerdir? 

Muhsin Yazıcıoğlu'nun izinden değil. Muhsin Yazıcıoğlu'nun izinden gittiği insanın takibini yapacağız sonuna kadar. O iz devamlı var. O izi çok iyi takip edenler var. Muhsin Yazıcıoğlu çok iyi takip edenlerdendi. O iz devam edecek, takip edenler çıkacaktır. Bizler inşaAllah o izden gideceğiz...


Haber ARZ / İlknur KOÇ'un Özel Röportajı....

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK OKUNANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SPOR TOTO SÜPER LİG
    Tür seçiniz:
    SAYFALAR
    KARİKATÜR
    ARŞİV