19 Mayıs 2012 Cumartesi

Fransa'yı Sarkozy'ler yönetmeli

31 Ocak 2012, 02:41
Fransa'yı Sarkozy'ler yönetmeli
Mehmet NİYAZİ
 Batı'yı yeteri kadar tanımayanlar, Fransa Senatosu'nun sözde Ermeni soykırımını inkâr edenlere mahkumiyet getiren yasayı reddeceğini zannediyorlardı.

Kabul edince, ekrandaki yorumcular ciddi ciddi "Şimdi ne olacak?" diye üzülmeye başladılar. Batı'nın hukuk anlayışı maymuncuk gibidir; menfaatleri neyi gerektiriyorsa, ona göre şekil alır. Bir Müslüman'ın, hele bir Türk'ün onlardan adalet beklemesi abesle iştigaldir.

Ermeni soykırımının olup olmadığına dair en doğru cevabı Harbord Raporu vermiştir. Ermeniler ve Batılılar bildikleri için o rapordan kesinlikle bahsetmezler. Olaylar tazeyken, araştırma imkânları bakımından her şey uygunken Ermeni diasporası soykırım iddiasını dünyanın gündemine taşımak istedi. Güçleri yetmeyeceğinden bunu bir Hıristiyan süper güce mal etmeyi akıllıca bir yol olarak seçtiler. Güneş batmayan İngiliz İmparatorluğu'nda yüz milyonlarca Müslüman yaşıyordu. Bu kadar Müslüman'ı İngiliz hükümeti Ermenilerin hatırı için karşısına almazdı; fakat ABD'de yok denecek kadar az sayıdaki Müslüman'ın hükümet nezdinde herhangi bir ağırlığı olmayacağını hesap ettiler ve Başkan Wilson'u arzularına imale edebilecekleri kanaatiyle harekete geçtiler. Gerçekten de Başkan Wilson konuyu benimsedi. Başında Genelkurmay Başkanı General Harbord'un bulunduğu tarihçilerin, sosyologların, sosyal psikologların oluşturduğu bir heyeti araştırma yapmaları için görevlendirdi. Heyet Paris'e gitti; Türkiye'den kaçan Ermenilerle görüşmeye başladılar. Harbord karşılaştığı bir Ermeni'ye "Katliam nasıl oldu?" diye sorar. O da şöyle cevap verir: "Çok feci oldu sayın general, ben iki kere katledildim." Oradaki temaslarında heyet abartıyı, istismarı teşhis eder. Ülkemize gelirler; olayın geçtiği yerlerde dolaşırlar; iz sürerler; araştırma yaparlar ve Başkan Wilson'a Genelkurmay Başkanı'nın adıyla anılan ünlü "Harbord Raporu"nu sunarlar; soykırım olmadığını, iki halkın karşılıklı mukatelesinin (vuruşmasının) gerçekleştiğini belirtirler.

Soykırım iddiasının üzerine İngilizler Malta'da mahkeme kurdular. Ziya Gökalp, İttihat ve Terakki'nin ileri gelenleri müşevvik olarak suçlandılar; savunmaları sonucunda hepsi beraat ettiler. Bu mahkemenin İstanbul'daki ayağında ise bazıları mahkum oldu. Ama cümle âlem biliyor ki, o mahkum edilenler suçlu değildi; verilen cezalar, Avrupa'ya "Suçluları cezalandırdık, üzerimize gelmeyin" demek içindi.

Soykırım iddiasını Toynbee "Mavi Kitap"ıyla gündeme taşımıştı. Almanları suçlamak için, onların telkiniyle Osmanlı'nın bu işi yaptığını iddia ediyordu. Birinci Dünya Savaşı sona erince, İngiltere, Almanya'ya bu suçlamanın savaş şartlarının bir ürünü olduğunu bildirdi.

Ermeni Diasporası dahil herkes biliyor ki soykırım olmamıştır. Ama bütün dünyaya dağılan Ermenilerin erimemeleri için bir düşmana karşı zinde tutulmalıdırlar. İşte bu görevi Diaspora üstlendi, bu meseleyi sürekli gündemde tutuyor, Batılı devletler de Türkiye'yi köşeye sıkıştırmak için ellerine bir koz geçirmiş oluyorlardı. Bizim liberaller de Batı ile dirsek teması sağlayacak bir malzemeye sahip olmanın keyfini sürüyorlar. Sık sık da; "Soykırım yaptık, kabul etsek ne olur?" diyorlar. Bazıları da kendi geçmişiyle yüzleşip kızarmamak için olayı soykırım değil de facia olarak değerlendiriyorlar. Vicdan ve idrak sahibi şu soruların cevabını arar: Osmanlı neden en güçlü zamanında Ermenileri yok etmedi de dramatik günlerinde satırı eline alıp doğramaya başladı? Hangi milletin içinde şehirlerde yaşayan yüzde bir kadar azınlık, varlığını beş yüz yıl sürdürebilmiştir? Böyle bir millet bir gün bağrında yaşattığı o azınlığı niçin kılıçtan geçirir?..

Eski Yunan'da bir söz var: "Devlet adamları gelecek nesli, siyaset adamları gelecek seçimi düşünür." Söz konusu olayda bu gerçek karşımıza çıkıyor. Her fırsatta bizimle hesaplaşmak hissiyatı taşıyan Avrupa'yı devlet adamları mı yoksa siyaset adamları mı yönetse daha iyi? Milli menfaatleriyle, şahsi menfaatleri karşı karşıya geldi mi, siyasetçi kendisininkini tercih eder. Türklerle Fransızların arasına bir seçim uğruna nifak tohumları ekilmişse, Sarkozy'ye ne? O, bundan devşireceği oya bakıyor. Şahsen ben, Sarkozy ve onun gibilerin Batılı devletleri yönetmesinden yanayım. Yüzyıllar süren kanlı sömürgecilikle sağladıkları refahı siyaset adamlarının nasıl da hovardaca harcadıklarını görmüyor muyuz? Batılıları devlet adamları yönetseydi, bizim gibi ülkelerin önü açılır mıydı?

Öyle anlaşılıyor ki soykırım yasaları çıkarıldıktan sonra Ermenilerin toprak talepleri geleceğinden yorumcularımız korkuyorlar. Dünya kamuoyunu hazırlamaya çalıştıkları doğrudur. Aslında toprak talep etmek için bunlara gerek yok; kuzuyu yemeyi kafasına koyan kurdun bahane bulması gibi onlar da her türlü şeyi bahane edebilirler. Biz toprağımızı, ürettiğimiz silahlarla, kültürümüzle koruyacak durumda değilsek, bizden Ermeniler de, başkaları da toprak ister ve alırlar. Ne demiş şair: "Hazır ol cenge isterisen sulh u salah!" Gerisi boş laf!



Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

    GAZETE MANŞETLERİ

    HAVA DURUMU

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    ANKET Sonuçlar Tümü

    ?Sizce en iyi yerli polisiye dizi hangisi?

    NAMAZ VAKİTLERİ

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:

    KARİKATÜR

    ARŞİV