Haber ARZ: Peki Siz MHP Genel Başkanlığına Aday Olacakmısınız? Tabanda da zaman zaman bu taleple karşılaşıyoruz...
Taban istiyor veya istemiyor diye birşey yok. Ocak dönemimde birlikte çalıştığım Ülkücüler üzerinde bir etkisi var belki bunun. Ben şunu söylüyorum: Hareketi ilk defa bu kadar umutsuz gördüm. İhtilal olduğunda Ankara’daydım. Yurtta kalıyordum. İnanılmaz sıkıntılar çektik fakat bu kadar umutsuz değildik. Gelecekle ilgili beklentilerimiz hep varoldu. En azından bende vardı, yakın çevremde vardı. Direniyorduk. Yüzde 2 alırken bile Bizim Ocak’ta yazıyorduk; “Geliyoruz” diye... Umut vardı. Yani ülkücü hareketin toplumda sosyal bir karşılığı vardı. Saygın bir ülkücü algısı vardı. Farklı bir şeydi. Ama bu seçimden sonra bir yılgınlık gördüm. İnsanlar birşey arıyorlar artık. Ne yapalım diyorlar. Ben o zaman şunu dedim: Biz çaresiz değiliz. Hiç kimse olmasa ben adayım, sen adaysın... Yani biz yapabiliriz anlamında bir çıkış benimkisi. Bana göre, bir yapı oluşturmak ve bu yapıda yer alan insanlardan toplumda en fazla karşılığı olanın etrafında ilkeleri ortaya koyarak bütünleşmek lazım... Gayretim böyle bir oluşuma katkı sağlamak... Ancak gelecek dönemde mutlaka bir aday çıkması gerektiğine de inanıyorum... Bu konuda üzerime düşecek ne varsa yapmaya hazırım...
Ülkücü Hareket'te Jenerasyon Değişikliği Gerekiyor...
Haber ARZ: Herkes cezaevinde olduğu dönemde Bizim Ocak'ın genel başkanı sizdiniz. O dönem çevrenizde oluşan gençlik hazır değil mi hala aktif olmaya?
Bana göre hazır. Ben ülkücü hareketin zannedilenin aksine çok zengin bir kadrosu olduğuna inanıyorum. Zaten benim genel başkanı eleştirilerimin temelinde de Ülkücü birikimden yeterince yararlanmaması yatıyor. Ben bizim neslin biraz da 90 nesli üzerine oturduğunu düşünüyorum. Çok iyi arkadaşlar yetişmiş ve bu arkadaşlar bir an evvel hareketin belirli noktalarına getirilmeli. Yani çok acil bir jenerasyon değişikliği gerekiyor bu harekette. Çünkü çok yaşlı bir hareket olduk. Bence ülkücü hareketin yeterli kadrosu vardır. Her sahada vardır. Eskiden dil bilen yok mu diye tereddütlerim vardı. Ama şuan görüyorum. Dünyanın her tarafında görev yapacak insanlar var. Hem Ülkü Ocaklarından yetişmiş olması da şart değil, öyle bir derdim yok benim. Saplantım yok. Ülkü ocaklarıyla irtibatlı olmayan ama düşünce olarak bizim gibi düşünen Türkiye'nin birikimlerinden de yararlanmamız lazım. Adam çok iyi bir ekonomist olmuş. Vatanını, Milletini seviyor. Gardaş sen ocağa gittin mi demenin de bir mantığı yok. Onu da alacaksın.
.jpg)
Kaset Olayları Operasyondur...
Haber ARZ: Kaset Olayları hakkındaki görüşleriniz nelerdir?
Ben şöyle değerlendiriyorum. Eğer karar alma mekanizmalarını Ülkücü iradeye açmazsan içe kapanırsan manipüle olursun. Bu arkadaşlarımız gibi bütün partilerde vardır bu. Gayrımeşru yaşayan her partide vardır. Ama sen açık hareket etmezsen ve sana gelen bilgileri değerlendiremezsen bu duruma düşersin. Bu, bana göre bir operasyondur. Ve ben bunun hükümet olmadan yapılabileceğine inanmıyorum. Ama bu bizim yönetim anlayışımızdaki zaafı da ortaya koyuyor. Tek adamın karar aldığı mekanizmalarda sonuç bu olur. Biz bu arkadaşların çeşitli çevrelerde sürdüğü yaşantının farkındaydık. Bunu lidere dediğin zaman lider diyor ki bunlar kıskandıkları için böyle yapıyorlar. Ama daha açık bir yönetim anlayışı getirseydik biz bu arkadaşları da koruyabilirdik. Benim iddiam bu. Siyasi paritler içe çok kapandıkları zaman kesinlikle manipüle olmaya açıklar. Çünkü sen iç demokratik yolları geliştirmiyorsun. Eğer bizde iç demokrasi gelişmiş olsaydı ne olacaktı? Yetkili kurullar toplanacaktı. Birileri diyecekti ki şu arkadaşlarımız bilmem nerelerden çıkmıyor kardeşim. Böyle ülkücülük mü olur? O adamda ya kendine çeki düzen verecekti ya da orada biz onu tasfiye edecektik. Bunu yapmıyorsun. İç temizlemeyi sen yapmadığın zaman dışarıdan müdahele oluyor.
BBP Üzerinde Bir Kamuoyu Yönlendirmesi Yapıldı...
Haber ARZ: Peki Ülkücü Harekete operasyon yapıldığını düşünüyor musunuz? Muhsin Yazıcıoğlu'nun şehit edilmesi de bu operasyonun bir parçası mıdır?
Onu öncelikle BBP yöneticilerine BBP'de önde gelen arkadaşlara soracaksınız. Ben suikast olup olmadığını bilmiyorum ama bana göre İsmail Güneş ölüme terk edilmiştir... Bile bile yapılmıştır. Ve Muhsin Başkan'ın orda 3 gün kar altında bırakılması hükümetin çok güzel bir kamuoyu yönlendirme operasyonudur hiç tartışmasız. Ve bana asıl acı gelen BBP yöneticilerinin bilmesine rağmen Türk toplumuna yalan söylemeleri ve manipüle etmeleridir. Bu bana çok acı veriyor. O'nu orada bıraktılar. Ve bana göre Türkiye Cumhuriyeti'nin imkanları gözönüne aldığında helikopter düştükten 1 saat sonra her şey ortadaydı... Aksini bana kimse inandıramaz. Ama ben helikopter nasıl düştü onu bilmiyorum. Düştükten sonra ki olayları söylüyorum. Bakın bir ülkenin valisi telefona çıkıyor diyor ki; “Muhsin Yazıcıoğlu alındı helikoptere koyuldu. Ayrıntı da veriyor. Ayağında kırık var. Getiriliyor.” Ve bu duyulduğu anda oradaki köylüler yani rahmetli Muhsin Başkanın naaşını bulan köylüler oraya 500 mt. mesafedeydi. Nerden biliyoruz? Onlar söylüyor. Sonra konuşturmuyor onları. Telefon geliyor onlara dönün bulundular diye. Bu basit bir hata mı sizce? BBP üzerinde güzel bir kamuoyu yönlendirmesi yapıldı. Ben şimdi hem eski genel başkanın, hem mevcut genel başkanın Muhsin Başkan'ın şehit olduğunu ilk anda bildiklerini biliyorum. Bana bilgi geldiyse onlara da gelmiştir.
Röportaj : İlknur KOÇ & Yücel KILIÇKAYA / www.haberarz.com
Haber ARZ: Neden beklemeyi tercih ettiler o zaman?
Onları onlara soracaksınız. Onları BBP camiasının sorgulaması lazım. Siz bildiğiniz halde niye oynadınız? Ne karşılığı oynadınız? Yani orda rol yapıldı. Yalandan ağlanıldı yalandan gülündü.
Mhp ve Bbp'nin Birleşmesini Arzu Etmiyorum...
Haber ARZ: Sizce MHP ve BBP Birleşmeli mi?
Ben BBP ile MHPnin birleşmesini istemiyorum, arzu etmiyorum. Ben ülkücü hareketin bütünleşmesini istiyorum. Ben Büyük Birliğin şuan hangi temeller üstünde yükseldiğini bilmiyorum. Ne ile birleşecekler onu da bilmiyorum. BBP hangi saiklerle ayrılmıştı ne diye ayrılmıştı? Ayrılış sebepleri ortadan kalktı mı? MHP düzeldi mi? Yada Büyük Birlik ayrılırken çok büyük yanlışlarla ayrıldı da şimdi MHP çizgisine mi geldi? Bunun ortya konulması lazım...Büyük Birlik bizden ayrılan Büyük Birlik mi? Yeni unsurlar katıldı mı? Şimdi kaç sene geçti? 92'den beri yeni bir nesil çıktı ortaya. 92'de doğmuş Alperenler yok mu şimdi? Aynı noktaya geliyoruz işte. Ben böyle birşeyi gerçekçi görmüyorum zaten. Zaten ATP farklıydı ve kurucu genel başkanı zaten MHP’ye katılmıştı... Büyük Birlik de böyle birleşebilirdi... Artık bu imkân yok...Ülkücü hareketin birleşmesini istiyorum. Tabi ben Alperen ocaklarını da tanımıyorum. O arkadaşların dünya görüşlerini bilmiyorum. Ne düşünürler, ne yerler, ne içerler dünyaya nasıl bakarlar bilmiyorum. Bana göre zaten ülkücü hareket, ülkücü görüş yeniden kurgulanması lazım. Bunu kurgularken Alperen Ocakları'ndaki kardeşlerle de oturup, görüşülüp uzun vadede bir bütünleşmenin yolları aranabilir. Duygusal bir bütünleşmeden ziyade ilkeler ve ölçüler çerçevesinde bir bütünleşme... Sonra da bu bütünleşme siyasete taşınır...
.jpg)
Muhalefetin Meşruiyet Alanı Yok...
Haber ARZ: Tek kişinin karar mekanizması olmasına ne diyeceksiniz?
Bu tüm partilerde böyle zaten sıkıntı sadece bize has değil. Rahmetli Muhsin başkan şehit olmadan önce aynı sıkıntılar Büyük Birlik içinde de vardı. Büyük Birliğe yakındım, çok yakındım. Bakıyordum biz neyi tartışıyorsak onlarda onları tartışıyorlar. Ben muhalefete meşruiyet alanı oluşturmak diye bir deneme yazmıştım. Türkiye'de muhalafetin meşruiyet alanı diye bir şey yok. O hikayeyi anlattım mı size? Anlatmadım mı? Anlatayım;
Hikâyeyi Belçika’da tekstil atölyesinde çalışan bir arkadaşımız anlattı... “Bizim tuvaletlerde malum yazılar yazılırdı. Birkaç defa kapıları boyadılar hatta değiştirdiler. Anlattılar olmadı. Bazende bıçakla makaslada yazıyorlar. Birgün tuvalete gittim, baktım ki oraya bir kara tahta koymuşlar. Bir tebeşir bir de silgi koymuşlar diyor.”
Soruna bu tür yaklaşılması etkiledi beni ...Madem diyor senin böyle arzun var. Bari benim kapımı bozma. Al sana kara tahta. Karala... Ben bu örnek üzerine muhalefete meşruiyet alanı geliştimek diye biryazı yazdım. Bir hareket kendi sınırları içerisinde yapıya zarar vermeden meşruiyet alanı oluşturması lazım... Şimdi sen karar aldığın zaman kararları tartışabilmen lazım. Birinin sana itiraz etmesi lazım. İnsan zekası ve aklı bazen gerçekten yanlış düşünebiliyor. Bunun en açık örneği Resulullah efendimiz. Hatadan beri değil... O'nun hata yapmaması ayetle ikaz edilmesinden geliyor. Ayet koruyor O'nu. Bir şey olduğu zaman bir ayet geliyor. Meseleyi düzelttiği korunduğu için hata yapmıyor. Yoksa insan olarak eksik. Bunu nerden biliyoruz. Ayetlerden biliyoruz.
Ben çok dandik bir yazı yazayım. 10 kişi övsün ben de seviyorum o yazıyı. Ne kadar güzel laf ettim diyorum. Sonra bir akıllı adam itiraz edince ona düşman oluyorum..Yani çoğu kez liderler kötü lider olduğu için bunu yapmıyor. Süreç onları buraya itiyor. Yapı işte. Onun için akıllı bir lider etrafında itiraz eden tipleri bulundurmak zorunda. Ve onlara bir hayat alanı tanımak zorunda. Kendisi için de gerekli bu.
Mahir Abiyle Muhsin Abi İçeri Kaçtılar...
Haber ARZ: Çok konuşulan bir anınız var. Muhsin Yazıcıoğlu ile futbol maçı anısı. Nasıldı bu anı?
Benim çok utandığım Muhsin Başkanın da bana çok kızdığı bir anıdır. Mahir abi de çok kızdı bana. Biz Ankara MÇP il teşkilâtı ile maç yapmaya gittik. Ocakla, Ankara il...Bizde Muhsin Başkan geliyor Mahir abi var bir de Muhsin Başkan'ın bir arkadaşı. Üçü de futbolu fazla bilmiyor. Maç başladı Ankara il mahalleden iyi top oynayanları alıp getirmiş... Biz yöneticiler gelecek sanıyoruz.. Metin Tokdemir de rahmetli O da dışarda beni kızdırıyor. Bunlar bizi perişan ediyorlar. Biz sinirleniyoruz. Servet bana diyor ki; “Bunları niye getirdin? Madem Mahir abi vardı Muhsin abi vardı bu adamı niye buldun bak rezil ettiler bizi.” 1-2 1-2 ben buraya kadar geldim.. Kendi arkadaşına 5'lik atarsın ama bir büyüğe yapılmaz bu. Bir tanesi gitti Muhsin Başkan'ın bacak arasından çalım attı. Ben de nerdeyse dümdüz gittim. Ama ben nasıl bağırıyorum biliyor musun? Kurtuluş Parkı inliyor. Mahir abiyle Muhsin abi içeri kaçtılar... Tabii maç o anda bitti.. Sonradan çok utandım ... Muhsin başkanın o anki yüzü hala gözlerimin önünde...
Şimdi bunlar ayrıldılar. Herkes de benim ayrılmamı bekliyor. Muhsin başkanla çok yakınım. İstanbul ocaktayız. Erdem Karakoç dedi ki sen de Muhsinciydin niye ayrılmadın? Dedim ki ben itikaden Muhsinciyim amelde Türkeşçiyim. Tabii bunu Muhsin başkana söylemişler çok gülmüş.
Mhp Baraj Altı Kalsaydı Çok Ciddi Bir Operasyona Maruz Kalabilirdi...
Haber ARZ: Erdem KARAKOÇ, Yusuf Ziya Arpacık gibi isimlerin gözaltına alınması MHP'ye yapılan bir operasyonun ürünü mü?
Evet bence MHP sıkıntılı bir parti. Yapılması istenen yeni düzenlemede MHP düşüncesi sıkıntılı bir şey. Mesela kimilerinde şöyle bir duygu da var. Eğer MHP barajı aşmasa idi MHP terör örgütü konumuna da sokulabilirdi. Erdem Karakoçlar'a Yusuf Hocalara yapılan operasyonun hiçbir dayanağı yoktur. İddianameyi dinlersen gülersin. Onun için olabilir de diye düşünüyorum. Çünkü ne ekleyecekler buna. Biliyorsunuz Ahmet Emin Yalmanı Hüseyin Üzmez yaralıyor. Kim tutuklanıyor? Necip Fazıl. Yazdığı bir yazıyı oraya delil gösteriyor. Şimdi ben bir yazı yazarım. Adam eylem yapar ben teorisyen olarak tutuklanabilirim. Süreç olarak Türkiye çok tehlikeli bir sürece giriyor. Ve İslami kaygısı olduğu söylenen insanların islamın en temel prensibi olan adaleti bu kadar ayaklar altına almaları da anlaşılır bir şey değil...Bana göre de bir gözdağıdır. Eğer baraj altı kalsaydık çok radikal bir operasyona maruz kalabilirdi MHP.
Haber ARZ: Sizce bunu halk görebildi mi yoksa kaset olaylarından dolayı mağdurun yanında yer almak piskolojisi mi?
Ondan böyle şeyler yapılmadı. Bence bu kaset olayları zaten orta Anadolu'da çoğu yerde oylarımızı düşürdü ve kadın oylarında bir düşüş gözlendi. Şu oldu mesela; 2. Bölgede adam yemin etmiş bunlara vermeyeceğim demiş. Sonra 2 tane düzgün adam ortaya çıktı. Mustafa bey ve Yeniçeri. Yani ben çok arkadaş gördüm. O yüzden oy verdiler. Bir de bu baskı karşısında ülkücüler sahiplendiler partiyi. Halk ne kadar sahiplendi ben o kadarını bilmiyorum. Ama MHP ve ülkücü kökenli insanlarda sahiplenme duygusunu tetikledi gibi geliyor bana. Ama oy olarak bence oyu düştü MHP'nin. Kaset oyu düşürdü.
.jpg)
Allah O Cemaatlerden Razı Olsun...
Haber ARZ: Bu arada bazı cemaatler MHP'ye destek açıklaması yaptı. Bunun başkanlık sitemine cemaatlerin bakış açısıyla ilgili olduğunu düşünüyor musunuz?
Ben oy getirmese bile “0” oy getirse bile Allah o İskenderpaşa cemaatinden razı olsun. O'nun açıklama yapması bizi manevi olarak çok rahatlattı. Bu kadar vurulmuştu kasette o konuşulanlar karşısında bir cemaatin arkamızda durması bizi manevi olarak çok rahatlattı. Bana göre ülkücü hareket o cemaate teşekkür etmek durumundadır. Çok şey borçluyuz onlara. Ben ülkücü hareketin onlara hemde Süleymanlı cemaatine bir vefa borcu oluştuğu kanaatindeyim. Allah razı olsun. Ama niye yaptılar onu bilemeyeceğim.
Haber ARZ: Suriye meselesini ele alacak olursak verilen ültimatomlarla Türkiye savaşa mı sokulmak isteniyor?
Benim bildiğim bir şey var. Bizim gördüğümüz gibi oyun oynanmıyor. Biz sadece bize verilen bilgiler kadar biliyoruz. Oyunun tamamını ben görebilmiş değilim. Gördüğüm anladığımız herkesle burada bir şekil değişikliği yapıldığı. Gözüken diktatörler gidecek. Demokratik bir yapı gelecek. Ama orada yıllardan beri batı islami bir anlayışın yükselmemesi için diktatörlerle o bölgeyi tuttu. Şimdi daha yumuşak bir İslamla ve İslah edilmiş bir müslümanlıkla bir yapı kurgulamaya çalışıyor. Ne kadar başarılı olur bilmiyorum. Şu anda zaten Tayyip Erdoğan'ın bütün rol kesmeleri, bütün kabadayılıklarının altında o küresel beklentiyle Tayyip beyin duruşunun örtüşmesi yatıyor. Tercih edilmesinin sebebi o bana göre.
Haber ARZ: AKP'de ülkücülük olur mu?
Valla Tayyip Erdoğan olmaz diyor.
Haber ARZ: Peki siz ne diyorsunuz?
Valla o olmaz diyor parti O'nun.
Haber ARZ: Ülkücü de değilim, Milli görüşcü de değilim diyorlar. Peki Akp hepsini mi çevreliyor?
Özal diyor ki; ben 4 eğilimi birleştirdim. Benim partimde diyor ülkücü de var, sosyal demokratı da var, Liberali de var. Kabul ediyordu onları. Yani benim partimde ülkücü de var diyordu. Şimdi hatırlarsınız sadık yakut beyefendi MHP'de ülkücülük yapamayınca AKP'ye katılıyor. Ve katılırken diyor ki hala ülkücü ve milliyetçiyim. Tayyip bey demeçleri açık; “AKPye gelen AKP'li olur” diyor. Ben Milli görüş gömleğini çıkardım kurucu olarak sen gömlekli mi geleceksin? Mümkün değil. Siz yeni bir gömlek giyeceksiniz diyor. Şimdi lider olarak Tayyip bey gömleğini çıkarıp yeni bir gömlek giydiyse mutlaka ülkücülere de gömlekleri çıkartılıp yeni bir gömlek giydirilir. Utançlarından da bu gömlekleri bize söylemiyorlar. Bizde hala o gömlekleyiz diyorlar... Bende inanmıyorum diyorum. AKP'de bir adamın ülkücü olabilceğini hiç kabul etmiyorum. BBP'yi kabul edebilirim bir dereceye kadar. Ama onu asla kabul edemem. Mümkün değil.
Güç Birliği Toplantıları Altyapısı Olmayan, Propagandaya Yönelik Bir Yaklaşımdı...
Haber ARZ: Malum Güç Birliği toplantıları organize edilmişti. Sizin bu konudaki görüşleriniz nelerdir?
Ben olduğu anda bile eleştirimi yaptım. Altyapısı olmayan tamamen propagandaya yönelik belli şeyleri geçiştirmek, üstünü örtmek için iş olsun torba dolsun şeklinde bir yaklaşım olarak değerlendirdim zaten. Öyle de oldu. Konjektürel bir çıkıştı. Kendince de başarılı oldu.
Röportaj : İlknur KOÇ & Yücel KILIÇKAYA / www.haberarz.com
Haber ARZ: Malumunuz Basında Sayın Bahçeli'ye ait olduğu söylenen ve yalanlanmayan bir söylenti var. “ Kemik Sesleri Gelecek... ” Bu açıklamanın paralelinde bir “3K” söylemidir gidiyor. Nedir bunun anlamı?
Bu konuda bir yazı kaleme almıştım. Bu yazının burada bir bölümünü iktibas ederek, sorunuza cevap vermiş olayım:
“Daha evvel bunun açılımı yanılmıyorsam, "kafa, kol ve kasa" idi…
Şimdi değişmiş…
"Tosun" söylemi tutmadığından olsa gerek, "3K", farklı kelimelerle tedavüle sürüldü…
Hani bir zamanlar İstanbul'da birilerine "Salona gelirseniz, tosunlarımı gönderirim" denildiğinde, duyan salona koşmuştu ya…
Allah'tan, ‘kurt’u tosunla korkutmanın sakatlığı fark edilip, vazgeçildi de, tosun kıyımı olmadı.
Bir ülkücüyü dayakla korkutmak…
Ölüme gülen insanlara kemik sesleriyle gözdağı vermek…
Kimin aklına gelir?
"Bir insan neden korkarsa onunla korkutur" muş diyeceğiz ama ona da gönlümüz razı gelmiyor…”
90'dan Sonra Tartışma Bitti, Herşey Bitti...
Haber ARZ: Bizim Ocak döneminde ciddi sıkıntılarla uğraşırken bir yandan da ciddi kültür birikimi oluştuğunu görüyoruz. Yeni nesle tavsiyelerinizi alabilir miyiz?
Bizim ocak dönemi bana göre ülkücü harekette en güzel tartışmalar 85-91 arası oldu. Gerçekten güzel tartışmalar oldu. O dönem gençliği de iyi yetişti bence. Bizim zaafımız şuydu; öbür taraf yani tırnak içinde kullanırsam İslami söylemler güçlü geliyordu. Çünkü bunlar dış dünyadan beslenebiliyordu. Türkiyede üretilmese bile dışarıdan tercüme kitaplar geliyordu. Bizim açmazımız Türk milliyetçilerini besleyecek dış kaynağın olmamasıydı. Mesela Türk coğrafyası esir… Oradan bir külliyat gelmiyor bize. İdeolijik bir eser gelmiyor. O konuda İslami söylem bizi gerçekten darmadağın etti. Bizim arkadaşlarımızın çoğunun kafası karıştı. Söylem değişiklikleri oldu. Radikal bir çizgiye taşındı. Uygunluk gösteremedi. Mesela öyle bir şey oldu ki; bizim cezaevindeki arkadaşlarımız Müslüman olduk dediler. Çok radikal olarak söylediler o dönem. Fikirde tartışma vardı. Ama 90'dan sonra her şey bitti gibi. Tartışma kültürü bitti, her şey bitti. Sloganlar ritüellerle kabullerle iş bitti.
Fikrin Mutlaka Olacak Ama Dayatmayacaksın...
Haber ARZ: Kendini bu camiada yetiştirmek isteyen gençlere tavsiyeleriniz nelerdir peki?
Mutlaka sosyal bir teşkilatta görev almalarını isterim. Bu ülkü ocakları olur, Alperen ocakları olur. Şunu da söyleyeyim. Gençler kendilerini yatırım yapmalıdırlar. Kendini yeterince donatamayan bir insanın modern dünyada yaşama hakkı yoktur. Savaş modern dünyada daha acımasız. Ve kendilerini her şekilde donatmaları gerektiğine inanıyorum. Bilgi oalrak donatmalarına. Mutlaka bir meslek öğrenmeleri gerektiğine yaptıkları ne olursa olsun en iyisini yapmalarına çok klasik olacak ama mutlaka dil öğrenmeleri gerektiğine. Bizim muhafazakar Anadolu çocuklarını hep buradan vurdular. Zayıf halkamız dil bizim. Yıllardır yurtdışına gidiyorum. Mesela fazla radikal olmalarını istemem. Daha çok okuyup daha az konuşmalarını isterim. Çünkü çok konuştuğu zaman çok utanıyor adam. Benim başıma geldiği için biliyorum. O belli dönemde ilk okumaya başladığın zaman her şeyi bildiğini zannediyorsun. Konuşuyorsun, öbür kitabı alıyorsun, bakıyorsun ki dün saçmalamışım. Ve ondan sonra insan hiç konuşmamaya başlıyor. Mesela ben din hakkında fazla yorum yapmam. Çünkü okudukça başka birşey öğreniyorum. Çünkü bilgi sonsuz artık. Kendi kararım bile olsa bunu başkasına dayatmamam lazım. O noktaya geldim. Fikrin mutlaka olacak ama dayatmayacaksın.
Haber ARZ: Son olarak Alparslan Türkeş ile en son ne zaman görüşmüştünüz? Ne içindi? Türkeş hakkında neler söylemek istersiniz?
Rahmetli olmadan bir kaç hafta önceydi. Almanya’ya gidecekti... Ayak üstü ziyaret ettim... O zaman Gündüz gazetesinde İrfan Gündüz adıyla yazılan yazıları benim yazdığım söylenmişti kendisine. O da ilk zamanlar inanmıştı. Onun için gittim ona. Bu yanlış bilgiyi verenler bu yanlışlarını başka bir yanlışla düzeltmişlerdi. Yazıyı Remzi Çayır’ın yazdığını söylemişler. O zaman da aynıydı bu işler...
O’nun için diyeceğim tek şey:” İyi ki O’nu tanıdım”...
Haber ARZ: Sayın Başaran, röportaj için çok teşekkür ediyor, bundan sonraki siyasi hayatınızda başarılar diliyoruz…
Röportaj : İlknur KOÇ & Yücel KILIÇKAYA / www.haberarz.com
Röportaja katkılarından ötürü sayın Doğan Öztaşkın ve Sayın Servet Avcı'ya Teşekkürler...
YorumlarToplam 3 yorum mevcut
Hacı Osman 10 ay önce yorumlandı
İlk kısımdan itbaren okudum, doğrusu Ülkücü Hareketin neden kavramları oturtamadığını şimde daha iyi anladım. Lider dediğimiz insanlar bile ümmet-millet-devlet-Alperen mi Ülkücü mü? sorularıyla uğraşıyor. Yazık. yazık. Ülkücü ile Alperene farklı kumaş giydirme garabetini gösterip te ülkücü harekete yeni soluk getireceğine inanılan suat Bey, dizini kırıp oturmalıdır. Hele bir de onca ülküdaşının gözleri içine bakarak İskenderpaşa ile Süleymancı(!.sokaktakide bu isimde çağrıyor.!)ların neden MHPye yüklendiler bilmiyorum demesi vah yazık. Bunu göremediysen sen MHP-BBP tahliliyle cedelleş daha, bunu gördüysen sebebini anlatta anlayalım be abi. Allah Rızası için ne olur düşün yakamızdan artık yahu...
GALİP ALKURT 10 ay önce yorumlandı
Suat Başaranın samimi,içten bu düşünceleri tüm alperen ve ülkücü camiada dikkatle incelenmelidir.Ayrıca haberarz adına ilknur koç,doğan öztaşkın,servet avcıya,yücel kılıçkaya beylerede ayrıca teşekkür ediyoruz bu güzel,doyurucu röpotajlar için.
ALİM ÖZDEMİR 10 ay önce yorumlandı
Kendilerini 1987 yıllarında Ankara Sivas yurdundan tanırım, söylenecek çok şey var ama gerek yok. Sayın Başaran bu roportajdaki duygularına mahkum olduğu için ülkücü camia nın ayrılışında; idealleri ile hareket etme kabiliyeti gösteremeyip , konjoktörün güçlüsünün yanında olmuştur. Ülkücülük kavramına anlam giydirmek istemiş, bende diyorum ki ülkücü olabilmenin şartları arasında en önemli olanlardan biride aslen TÜRK olmaktır,