Bana göre, Ülkücü hareket teorisi yapıldıktan sonra mücadelesi verilmiş bir hareket değil. Hareket başladıktan sonra teorisi yapılmaya çalışılan bir hareket. Bu şekilde de kendi içersinde çelişkiler barındırıyor. Ve harekete belli dönemlerdeki ya da farklı yerlerdeki insanların farklı bir ülkücülük anlayışı ve algısı gelişiyor. Bu da sıkıntılarımızı çoğaltıyor. Bir de biz ülkücülüğü tanımlamadık aslında. Hiç tanımlanmamış ülkücülük, belki de tanımlanmaması daha güçlü hale getirdi onu bilmiyorum. Ama her hareketin girme ve çıkma şartları bellidir. Dinde bile bir insan ne yaparsa müslüman olur? Ne yaparsa dinden çıkar bellidir. Ama ne yaparsan ülkücü olursun hangi kusurları işlersen Ülkücülük'ten ayrılırsın belli değil. Biz Ülkücülüğü çok geniş olarak tarif etmeye çalıştık. Orda yazımda da ben örnek verdim. Sen eğer sandalyeyi tanımlarken “sandalye üzerine oturulan şeydir” dediğin anda bu senin verdiğin cevaba, koltuk da girer, minder de girer, üzerine oturulan herşey de girer. Bu bir tanım değildir. Şimdi Ülkücülükle ilgili arkadaşlarda kendince tanımlar gelişmiş. Diyor ki bana göre Ülkücülük budur. Bu bizden de kaynaklandı. Vaktinde de bana ükücülük nedir dendiği zaman “Vatanı Milleti Sevmektir” diyerek genelleştiriyordum...
Röportaj : İlknur KOÇ & Yücel KILIÇKAYA / www.haberarz.com
Haber ARZ: Suat Başaran'ın Ülkücülük Tanımı Nedir?
“Türk milletinin bir misyonu olduğunu kabul eden,
Bu misyonu ‘Dünya barışı için ‘Adalet’in tesisisi’ olarak belirleyen ve bunun ancak Türk milleti eliyle gerçekleşeceğine inanan,
Bu nihaî hedefe ulaşmak için belirlenmiş hedefler hiyerarşisine sahip olan ve hiyerarşinin ilk ana basamağını ‘Türkiye'yi Süper Güç Yapmak’ hedefiyle ortaya koyan,
Hedefe varmak için teşkilâtlanmanın gereğini bilen ve teşkilâtına bağlanan,
Ülkü olarak adlandırdığı nihaî hedefi için canı dahil hiçbir fedakârlıktan kaçınmayan, İslâm imanı ve ahlâkına sahip, Türk olduğunun şuurundaki insana ülkücü denir…”
Bence ülkücülüğün bir fikri boyutu bir de teşkilat boyutu vardır. Ben Ülkücülüğün özel bir kavram olduğuna inanıyorum. Ülkü Ocakları hiyerarşisinde yer alanlar dışında bu kavramın kullanılmasına karşıyım. Ama ben bunu kimseye dayatamam.
.jpg)
"Her Mhp'li Ülkücü Değildir" Diye Sloganımız Vardı...
Haber ARZ: Buna Siyasi Parti de Dahil mi?
Bir ülkücü bana göre Mhp dışındaki bir partiye rey veremez. Ama ben bunu kimseye dayatamam. İlla ki bu doğrudur diyemem ama ben böyle olması gerektiğine inanıyorum. Biz bu işe girdiğimizde, yani 70'li yıllarda her ülkücü Mhp'lidir ama her Mhp'li Ülkücü değildir diye sloganımız vardı. Tamam Mhp'de olanların hepsi tabi ki ülkücü değil diye kabul ediyorduk ama her ülkücü Mhp'lidir derdik.
Haber ARZ: Peki Yol Ayrımlarından Sonra?
Mesela Büyük Birlik Partisinde Ülkücü olmak diye bir yazı yazdım henüz yayıınlamadım. Bu camia'da çok yakın olduğum arkadaşlarım var. Onlar “ Sen ne hakla benim ülkücülüğümü elimden alırsın” diyebilir. Yani cesaret edememenin sebebi duygusallık. Ama Siz Alperen'siniz, ben de aynı zamanda Alperenim. Ben sana diyor muyum “ Alperenlik Senin Tekelinde mi kardeşim” diye? Yani bunlar özel isim olarak kaldı artık. Tabi ki Alperenlik senin tekelinde değil ama senin adın Alperen... Bende de Alperenlik var ama ismim Ülkücü. O anlamda tanımlamaya çalıştım.
Haber ARZ: O zaman şöyle diyebiliriz; Muhsin Yazıcıoğlu Alperendi...?
Çok zor bir soru... Benim gözümde Muhsin Yazıcıoğlu hep Ülkü Ocakları genel başkanı olarak kaldı. BBP'nin genel başkanı olarak değil. Ben Muhsin Başkan'la konuştuğum zaman Ülkü Ocakları genel Başkanı olarak konuşuyordum. Yani vasıf olarak Ülkücüydü... Ama yine de, teşkilâttan ayrı düşenlerin bu ismi kullanmalarını doğru bulmuyorum...
Haber ARZ: Teşkilat'tan ayrılmadan kasıt tam olarak nedir?
Teşkilâttan kastettiğim Ülkü Ocakları'dır.
Haber ARZ: Parti yerine ocaklar mı diyorsunuz?
Bence Ülkücülüğün hiyerarşik yapısı Ülkü Ocakları olması lazım. Ama bir Ülkücü MHP dışında siyasi parti'yi desteklememeli...
Haber ARZ: Peki şuan Mhp çizgisini doğru bir noktada buluyor musunuz? DP ve Anap Çizgisine yaklaştığına dair yorumlar da var. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Açıkça cevaplanması zor bir soru. Ülkücülükle ilgili söylediklerim MHP için de geçerli. İddianameye bakın. Bizim kitaplarımıza bakın. Eski programlara bakın, gelişim sürecine bakın. Hangi çizginin MHP çizgisi olduğunu söylemenin de mümkün olmadığı gözükecek. Başbuğun kitapları hala durur. Biz 12 Eylülden evvel milliyetçi toplumcuyuz. Başbuğun kitaplarında hala başkanlık sistemi savunulur ama başbuğun sağlığında bile başkanlık sistemine karşıydık. Avrupa Birliği’ne hiç girmeyecektik. Milli görüşte girmeyecekti, biz de girmeyecektik. Sonra onu biraz revize ettik gibi. Başbuğ dönemindeydi. Bunlar hep yapıldı ve bunlar gayet normaldir, doğaldır. MHP’nin çizgisini pek de farklı bulmuyorum. Aynı.
Mhp'nin Milliyetçi Çizgisinden Kaydığına İnanmıyorum...
Haber ARZ: Peki 80 dönemi ile bugün ki MHP arasında fark yok mu?
Temelde değişiklik olduğuna inanmıyorum. Başbuğ döneminde de bize çok dışardan adamlar geldi, birşeyler yapıldı. Rahmetli başbuğ laiklik mitingine katıldı o dönem. Nerdeyse kafir oldun diye saldırdı Büyük Birlikçiler. Neler söylediler Başbuğ’a o konuda. Bu konuda ayrıntıları ölçüt aldığın zaman bir sonuç elde edemiyorsun. Ama bütün olarak baktığında ben MHP’nin milliyetçi çizgisinden kaydığına asla inanmıyorum.
.jpg)
Haber ARZ: Yapıda mı bir problem var? Dışardan birisi geldiğinde sıkıntı mı oluyor?
Biz kendimize fazla güvenmiyoruz mu diyelim? Biz kendimizi daha çok mu kıskanıyoruz diyelim? 86'da Bilge Erol hanımefendi'nin MÇP'ye katılmasını hatırlıyorum. Salon inlemişti Bozkurt Bilge diye.
Öcalan Konusunda Mhp Taktik Hatalar Yaptı...
Haber ARZ: Abdullah Öcalan'ın asılmaması konusunda MHP'nin ihmali varmı?
Ben orda MHPnin taktik hatalar yaptığını düşünüyorum. Devlet beye çok fazla haksız eleştiri geliyor. Taktik olarak hatalı idi ama bana göre Genel Başkan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni çok ciddiye aldı. Onun ciddiye aldığı bir devlet yok ve onu anlamadı bana göre. MHP belli değerleri koruyacağım derken kendini ateşe attı. Keşke Osmaniye'de o konuşmayı yapmasaydı genel başkan. O bize sıkıntı verdi.
Bdp'nin Tavrı Aptalca Bir Güvenin Doğurduğu Şımarıklık...
Haber ARZ: Son dönem BDP'lilerin pervasızca açıklamaları, ortamı geren çıkışları var. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?
Aptalca bir güvenin doğurduğu şımarıklık... Bu sebeple, terörü bitirmeden yapılan hiçbir çalışma bana göre fayda vermeyecek. Çünkü öyle bir noktaya geliniyor ki, algılama şu oluyor; “Biz bütün kazanımlarımızı terör sayesinde elde ettik.” Böyle bir algı olduğu zaman sen terörü bitiremezsin. Bu algı olduğu müddetçe terörü bitiremeden yaptığın bütün herşey terör örgütünün kazanımı olarak gözüküyor. Bu Türkiye için de tehlikeli olur. Şuna karar verilmesi lazım; Hala Türkiye'nin başbakanının bile kafası karışık. Mesela tek millet söylemi var. Öyle değil mi? Tek bayrak, tek millet. Peki hangi millet bu? Adam diyor; “Ben farklı bir milletim.” Peki farklı bir milleti aynı devlet içerisinde nasıl barındıracağız? Bence Türkiye Cumhuriyeti devletinin kafası karışık bu konuda. Bana göre devlet dediğiniz neyse artık o konu da tartışılır, net bir politikanın olduğuna inanmıyorum. Bu konuyla ilgili hemen hemen herkesin kafası karışık gibi geliyor.
Bu kafa karışıklığı ve ciddi bir mücadele yönteminin belirlenememesi cürretlerini arttırıyor adamların...
Röportaj : İlknur KOÇ & Yücel KILIÇKAYA / www.haberarz.com
Haber ARZ: Başbakanın Türkiyelilik çıkışı bu soruna yönelik miydi? Doğru bir adım mı?
Peki onlar kabul ediyor mu? Yani bu sorun sırf bizimle alakalı değil. Bir de karşı taraf var. Bunlar dağa çıkmışlar, savaşmışlar ve işkence görmüşler. Sizce okullarda sadece Kürtçe konuşabilmek için mi bu mücadeleyi verdiler?. Eğer bu kendini farklı bir devlet olarak görüyor ise bunun nihai hedefi farklı bir devlet kurmaktır. Bunu liberaller anlamayabilir. Diyebilir ki orda bunlara ekmek verilmemiştir, su verilmemiştir. Bunlar fakirlik için olmuştur. Bunlara ekmek verirsen vazgeçer. Hayır yok öyle bişey yok...
Muhsin Abi Doğru Telaffuz Ediyordu...
Haber ARZ: Peki bu Kürtlerin hakkı mıdır?
Oraya gelelim işte! Böyle hak diye bişey yoktur. Dünya kurulduğu günden beri. “Bu toprak senin hakkındır gel burda bir devlet kur kardeşim” diye kimseye denmemiş. Devlet kurma iradesi gösterebilen halk millet olur bana göre... Devlet kurmadan millet oluşamaz. Devlet yıkılır sonra yeniden o millet yeni devlet kurar o ayrıdır. Ama bir devlet ülküsünde birleşemeyen topluluklara millet denilemez. Şu anda Kürtler millet olma yolunda bence ilerliyorlar. Çünkü orada siyasi bir yapıları var. Kendilerine bir coğrafya çizmişler. Bunun içinde hukuk geliştirmişler. Ve orada bir millet olmanın alt yapısı kuruluyor. Şimdi böyle bir yapıda sen onları içine aldığın zaman uzun vadede 50 sene sonra paralel 2 millet gelişecek. Mesela Türkiye'de siyasetçiler arasında rahmetli Muhsin abi bunu doğru telaffuz edenlerden biriydi. Asla Türk-Kürt demiyordu. Türkmen derdi... Çünkü Türk bizim ifademizde Kürt’ü de içine alan bir kavramdır. Yani sen meyve dediğin zaman elma armut hepsi girer. Ama sen meyve ve elma dediğin zaman doğru bir cümle değildir bu.
Biz Türk Olanlarla ve Türkleşmeyi Kabul Edenlerle Yaşayacağız...
Haber ARZ: Batıya giden dağların üstü boş, doğuya gidenlerin üstü malum... Burda bi kışkırtma var mı?
Doğru. Şimdi bakın ben bunun kasıtlı yapıldığına inanmıyorum. Şimdi cumhuriyet kurulduğu zaman “Ne Mutlu Türk’üm Diyene” sözü yeni bir millet, ulus devlet kurmanın şartı gibiydi. Bu durup dururken söylenmiş bir kelime değildir. “Cumhuriyeti kuran halka Türk denir. Ne mutlu Türküm diyene”... Bunu dediğin zaman bütün toplulukları içine alıyorsun zaten... Bana göre zaten Türk siyasi bir kavramdır. Bizim etnik kimliğimiz Oğuzluk'tur. Ne Mutlu Türküm diyene söylemi bana göre yanlış bir politika değildi. Uygulamalar yanlış olduğu için o yanlış gözüktü. Yoksa doğruydu İki farklı milletin bir devlet altında buluştuğu zaman, eninde sonunda mutlaka bir sorun çıkıyor. Çekoslovakya ikiye ayrıldı. Çekler ve Slovaklar ayrıldılar zaten. Bunun mantığı yok ki. Bu Kürt sen de Türksün. Nerde buluşacaksın. O senin dilini kabul eder mi? İleri aşamada niye kabul etsin kardeşim? Sana mantıklı geliyor mu? Bunu kullanmak doğru mudur bilmiyorum ama sonuçta biz Türk olmayı, Türk olduğunu ve Türkleşmeyi kabul edenlerle yaşayacağız. Etmeyenlerle ayrılacağız. Benim gördüğüm o.
Haber ARZ: Toprak bölünmesi mi öngörüyorsunuz?
Onu zaman gösterecek. “Şuraları verelim onlara gitsinler “ diyecek halimiz yok. Çünkü öyle bir şey ki bedel ödenerek sana emanet edilmiş. Bu da bir tartışma konusudur. Türkiye Cumhuriyeti bu neslin malı mıdır? Şuan bu ülke 73 milyon olarak bizim malımız mıdır? Biz irademizle burada herşeyi yapabilir miyiz? Geçmişin söz hakkı yok mudur? Gelecek nesillerin söz hakkı yok mudur? Bunu nerden bulacağız? Şimdi biz oturup burda karar verebilir miyiz? Kardeşim verelim diyelim. Öyle bir hakkımız var mı?
20-30 Milyon Kürt'e Bir Şekilde Rol Verecekler...
Haber ARZ: Ülkemiz sıklıkla sağ-sol, alevi-sünni Türk-Kürt gibi ayrımlara sürüklenmiş. İstendiğinde bıçakla kesilir gibi bir anda durdurulmuştur. Bu konu da bu şekilde olabilir mi? Durdurulabilir mi?
Hayır. Kürt meselesi günümüzün meselesi değil. Ve sadece Türkiye’nin meselesi de değil. Bana göre bölgesel bir program var ve o coğrafyada yaşayan 20-30 milyon Kürt’e bir şekilde bir rol verecekler. Bu sadece bizim problemimiz değil. Ve bu uluslararası politikadan en az zararla kurtulmak zorundayız. Yani herkes gerçekçi olmak zorunda. Türkiye'nin ve Dünya'nın mevcut yapısı böyle. Çok basit, burada çözeceğimiz meseleler değil. Bilgi kaynaklarımız kısıtlı. Ne olduğu belli değil.
Haber ARZ: Ulusalcılık, Milliyetçilik, Ülkücülük kavramlarını siz nasıl tanımlıyorsunuz?
Bu kavramlar uydurulmuş kavramlardır. Ben ulusalcılıkla milliyetçiliğin farkını bilmiyorum. İnsanlar anlatıyor da anlatıyor. Ben devlet milliyetçiliğiyle, millet milliyetçiliğinin farkını da bilmiyorum...
Benim bildiğim Türk Milliyetçisi olduğumdur ve bunun geliştirilmeye muhtaç ve açık bir kavram olduğudur... Bu kavram dan herkes farklı şeyler anlıyorsa o onların sorunu... Zaten bir sürü kitap var bunların üzerine... Okuyucu onları alıp okusun...
.jpg)
Haber ARZ: Peki şöyle diyelim: Doğu Perinçek de Milliyetçiliğin üstüne oturmaya çalışıyor, fark ne?
Onu ona sormak lâzım...
Ülkücülük Kur'an Ekseninde Kurgulanmalı...
Haber ARZ: Peki Milliyetçilikte dini hassasiyetler?
O anlamda ülkücüler olarak diyoruz ki,Kur’an sadece millitimizin dini değildir. Kur’an bana göre benim hayatımı belirleyen en önemli kaynaktır.. Kur’an başka şeye benzemiyor ki. Öyle bir din ki herşeyine karışıyor. Yemeğini nasıl yiyeceksin, nasıl evleneceksin, nasıl boşanacaksın? Şimdi böyle bir din, böyle bir hayat nizamı. Buna karşı sen tarafsız kalamazsın. Bunu yok farzedemezsin. Demek ki biz ülkücülüğümüzü kurgularken kesinlikle bu eksende bir kurgulama yapmak zorundayız. Çünkü insan aptal mı? Allaha inanan adam Kur’ana cennete ve cehenneme inanan bir adam onlarsız bir hayat sürer mi ?
Haber ARZ: Alparslan Türkeş’in “Bizim islamiyet’i yaymak gibi bir derdimiz yok” çıkışının açılımı neydi?
Aynı Alparslan Türkeş’in “Hak yolu hakikat yolu Allah yoluna çağırıyorum.” “Mücadelemizin adını açıkça ilan ediyorum. Yeniden maneviyata dönüş.” Şeklinde sözleri de var. O sözü suçlayanların anladığı manada söylediğini zannetmiyorum... Bugün tartışmanın gerektiğine de... O yolumuzu açıkça ilân etti... Bu düşen bu açık ilâna riayet etmek...
Haber ARZ: Ama burda zaman yorumlanması gibi durmuyor sanki?
Ben öyle yorumlamıyorum...
Ülkücülerin İmanının Herkesten Kuvvetli Olduğuna İnanıyorum...
Haber ARZ: Kendini ülkücü olarak adlandıran insanların islami bir duruş sergilediğini düşünüyor musunuz?
Bizim arkadaşlarımıza birçok kusur atfedebilirsiniz. Ama ben ülkücülerin imanının herkesten kuvvetli olduğuna hala inanıyorum. Amelde eksiklikleri olabilir...
Siyasi Ümmetçilik Gerçekçi Değil, Gerçekçi Olan Milliyetçilik...
Haber ARZ: Bir yazınızda “Siyasal ümmetçiye teslim olmuş Türk milliyetçisi” ifadesini kullanıyorsunuz. Nedir bu ifadenin anlamı?
Milli Görüşün ana damarıyla milliyetçi hareketin ana damarı 60'lı yıllarda aynı yapılardaydılar. Kendilerini milliyetçi muktesatçı gençlik diye adlandırıyorlardı. Sonra bir ayrım yaşandı. Biri dünyayı ümmet eksenli görmeye başladı. Bizde milliyetçilik ekseninde gördük. Siyasi ümmetçiliği gerçekçi görmedik. Milliyetçilik daha gerçekçi daha kontrol edilebilirdir. Çünkü biz Türkiyede yaşıyoruz. Türk milletiyle birlikte yaşıyoruz. Ancak Türk milletini kontrol edebiliriz anlamında bir dünya görüşümüz var. Onlarsa çok farklı bir dünya görüşüyle yaklaştılar. Biz de Ramiz bey Akp ile işbirliğine girince onu söyledik. Ama Ramiz bey bu çizginin çok keskin temsilcisiydi ülkücü harekette. Ramiz Ongun sıradan bir adam değildir. Ülkücü tarihte Ramiz Ongun bu çizginin çok önemli bir temsilcisidir. Türk milliyetçiliğinin taviz vermez bir temsilcisidir. O anlamda ben Ramiz beyin AKP'nin etkinliğine gitmesini yadırgadığım için kullandığım bir cümle bu.
Haber ARZ: Ortadoğu meselesinde bakacak olursak orda insanlar kendi bayrakalrından çok Türk bayraklarını dalgalandırdılar. Ve kendi osmanlı dönemindeki bayraklarını dalgalandırdılar...
Dış politikaya girmeyelim lütfen...
Müslümanlar Kardeş Olmalıdır...
Haber ARZ: Milliyetçi camianında o cenaha şu şekilde baktığını görüyoruz. Araplar vakti zamanında çektirdiler, ihanet ettiler şeklinde radikal bir algı da var. Siz katılıyormusunuz bu duruma?
Bazı arkadaşlarda olabilir. Ben sokaktaki bir Arap’ın Türk düşmanı olacağını inanmıyorum. Bu konular kahve sohbetleridir... Ülkücüler meselelere bu bakış açısıyla yaklaşmamalıdır... Sonuçta müslümanız ve müslümanlar kardeş olmalıdır... Bu öyle olursa olur kabilinden bir şey değildir...Allah’ın emri sonuçta...
Haber ARZ: Zaten inanılmaz bir hayranlık söz konusu değil mi?
Tabii hayranlık var. Eskiden beri var. Ben Mısır’a, Sudan’a, Suriye’ye gidenlerden dinliyorum. Eskiden kalma bir şey bu. Türk'e bir hayranlık olmaz mı ya?
Röportaj : İlknur KOÇ & Yücel KILIÇKAYA / www.haberarz.com
Haber ARZ: Ümmetçilikle, Milliyetçilik arasında ne gibi farklar var ?
Ümmet ve millet arasındaki fark kadar...
Haber ARZ: Devlete kafa tutan bir gurubun mecliste yer alması Devlet Otoritesine zarar vermiyor mu?
Zaten ortada öyle bir otoritenin olduğuna inanmıyorum... Adamlar zaten kendi otoritelerini kendi dilleriyle ortaya koymaya başladılar çoktan...
Haber ARZ: Dilin yok olması gerekiyor mu?
Hayır o bir süreçtir . Adam konuşursa konuşsun ama ben onu ısrarla eğitim dili yapmayacağım. Benim burda ısrarla üzerinde durduğum Türk'e paralel bir millet algılayışının gelişmemesi. O geliştiği anda devlet olmaz.
Haber ARZ: Demokratik açılımı taviz olarak mı değerlendiriyorsunuz?
Genel hatlarıyla ,evet...
Haber ARZ: Bahçeli’nin tüm itirazlara rağmen genel başkan olması kendi başarısı mı delege yapısı mı? Tabanda mı karşılık buluyor?
Bu tek cevaplık bir soru değildir. Sadece genel başkan olarak düşünme genel başkanla birlikte hareket etmek isteyen önderlerin etkilediği insanlar da vardır. Ama MHP'de şimdiye kadar ortaya çıkan genel başkan adaylarının iş bilmezlikleri, beceriksizlikleri de önemlidir. Şimdi sizin MHP adayı diye kamuoyuna lanse ettiğiniz insanlardan sadece Ramiz Ongun ve Koray Aydın genel başkan adayı olabildi. Öbürleri hukuki süreci tamamlamadılar ki. Adam salona giremedi. Sıfatı genel başkan adayı. Ne alakası var? Aday olan salona girer ... Hukuken oluşmamış adaylık.Aday olanlar da toplumda bir karşılık bulamadılar
RÖPORTAJIN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ....
Röportaj : İlknur KOÇ & Yücel KILIÇKAYA / www.haberarz.com
Röportaja katkılarından ötürü sayın Doğan Öztaşkın ve Sayın Servet Avcı'ya Teşekkürler...
YorumlarToplam 4 yorum mevcut
uğur kayagil 9 ay önce yorumlandı
Burada Suat beyin özellikle BBP ve MHP olarak yaptığı yorumlara açıkçası katılmıyorum. Ülkücülük sadece MHPye özgü değil. İislamiyet sadece türklere veya araplara olmadığı gibi.MHP nin ciddi anlamda miliyetçilik ve din hassasiyeti konusunda sorunları olduğunu düşünüyorum.Bununla ilgili birçok örnek verilebilir.Ülkücülük benim şimdiye kadar öğrendiğim kadarı ile en önemli özelliği fikri ile uygulaması aynı olan bir yapıdır.Bütün ülkücüler MHPye oy verir düşüncesi bile bana göre çok saçma ifade.Bazı yorumlarını beğendim ama genel olarak baktığımda kaliteli bir söyleşi olmamış.GEREKSİZ yani.
Coşkun Akkoca 9 ay önce yorumlandı
Uzunca bir süre nacizane Ülkü Ocağı başkanı olarak görevlendirildim. (Eskiden) O zaman da söyledim şimdide söylüyorum. Ocaklarda başkanlık sistemi kaldırılmalı yerine Ocak İmamlığı getirilmelidir. Bu konumun hakkını verecek arkadaşlar sorunları kısa sürede çözeceklerdir. Ne dediğim sanırım anlaşıldı.
haşim 9 ay önce yorumlandı
TÜRKİYEDE YENİDEN BİR YAPILANMA GEREKMEKTEDİR.SÜREKLİ BİZİM OCAK DERGİLERİNDE YAZI İŞLERİ İLE İLGİLENEN VEYA GEÇMİŞTE GENÇLİK KOLLARINDA GÖREV YAPAN ARKADAŞLARIMIZ BİRİ BİR YERDE BİRİ BİR YERDE BEYANAT VEREREK MEDYADA BİR ŞEYLER İFADE ETMEYE ÇELIŞIYORLAR.ANCAK TÜRKİYE BİLİMLE,FİKİRLE MÜCEHHEZ DÜNYA PLATFORMUNDA TÜRK-iSLAM YAKLAŞIMINDA BİR LİDER ÇIKARMADIĞI SÜRECE BİR ADIM İLERİ ATAMIYACAĞIMIZI SÖYLEYEBİLİRİM.SADECE OCAK TEMSİLCİSİ OLMAK ARTIK BU İŞLERE KİFAYET EDEMEZ.fİKRİ PLANDA METODİK SİSTEMLER ÜRETEN FİLOZOFİ ÖNDERLERE İHTİYAÇ KAÇINILMAZDIR.
EĞER ORTADA BİR İHTİYAÇ YOKSA FİKİR BİRLİĞİ NEDEN SAĞLANAMAMAKTADIR,LİDER ETRAFINDA NEDEN BİRLEŞİLEMEMEKTEDİR.
ÖNLAŞILIYOR Kİ BİRŞEYLERİN AÇIKLANMA İHTİYACI VAR.BU MESELE BİRKAÇ KİŞİNİN ÇÖZECEĞİ İŞLER DEĞİLDİR.
ÜMİT EDRİZ Kİ KAPSAMLI BİR KARİZMATİK LİDER VE FİKİR ENSUBU ORTALIĞI TİTRETECEK VE ÜLKE İNSANININ KENDİNE GELMESİ SAĞLANACAKTIR.
GÖRÜLDÜĞÜ KADARIYLA YILLARDIR CEMAATLER,MİLLİ,İSLAMI TEŞKİLATLAR ORTAYA BİR BİRİKİM KOYMUŞTUR.ÇÖZÜM BURADA
timur kaplan 9 ay önce yorumlandı
suat başaran'ın buradaki açıklamaların bakılırsa,özeleştiri yok benim doğrularım en doğru mantığı,bu bakış açısı ülkücü harekete olumlu hiç bir katkı sağlamaz,yerinde saymaya hatta geri adım atmaya devam oysaki elştiricek çok şey olduğu gibi ileriye yönelik neler yapılabilir bunların hiç biri yok, çok tatsız vede faydasız bir söyleşi.VESSELALAM.