22 Mayıs 2012 Salı

Şehirlerimiz -III-

18 Şubat 2012, 15:19
Şehirlerimiz -III-
Kenan ALGÜN
 ŞEHİRLERİMİZ -III-

ŞEHİRLERİMİZİN TÜKETTİĞİ DEĞERLERİMİZ VE ŞEHİRDE KAYBOLAN MİLLÎ HASLETLERİMİZ

Sabah ezanıyla başlardı hayat Türk şehirlerinde. Namazdan sonra açılırdı dükkânlar besmele ile. Çarşı pazar gün doğumu ile birlikte canlanırdı şehirlerimizde.

Allah Rasûlûnun Medine’sinin birer nûmûneleri idi şehirlerimiz.

Komşunun bacası tütmüyorsa o sabah, hemen kapılarını çalardı komşuları, hayırdır inşallah diye. Hasta, bîçâre, fukarâ, kimsesiz komşulara kaplarla yemek taşınır, ihtiyaçları komşuları tarafından karşılanırdı.

Husûsen açık havada pişirilen yemeklerden bir tabak ‘kokmuştur, canları çeker’ diyerek komşuya gönderilirdi.

Mahâlle bakkallarından deftere yazdırılarak ihtiyaçlar temin edilir, paran varsa gel denmezdi. Parası olmadığı bilinen biri ‘kiminin parası kiminin duâsı’ denilerek, boş çevrilmezdi.

Esnaf tartıya dikkat eder, muhtemel tartı hatâlarını telâfî için bir miktar fazla tartar buna ‘cabası’ derdi.

Çığırtkanlık bilinmez, mahâlle aralarında seyyar satış yapan satıcılar seslerini aslâ insanları rahatsız edecek seviyeye yükseltmezlerdi.

Kaynakların ve ihtiyaç maddelerinin kısıtlı olması, tedâriğinin zahmetli ve gününe göre pahalı olması sebebi ile tasarrufa âzamî ölçüde riâyet edilirdi.

Eşyayı son raddeye kadar kullanmak zarûri olduğundan yama herkesin elbisesinin süsü idi. Kanâat en büyük zenginliğimizdi.

Selâm vermeyen ‘adam’ sayılmaz, adam olmayanlar ise selâm verilmeyerek te’dîb edilirdi.

Büyükler dâimâ hürmet makâmında tutulur, istekleri emir telâkkî edilirdi.

Sokaklar çocukların eğlence mekânı olduğu gibi cemiyetin murâkabesindeki bir nev’î içtimâî eğitim alanı idi. Çocukların terbiye dışı davranışları mahâlleli tarafından gözlenir, ya bilfiil îkaz ve te’dîb edilir veya âilesi vaziyetten haberdar edilirdi.

Cenâze evinin acısına hürmeten yakın komşularda eğlencelere ara verilir, acılar paylaşılarak hafifletilirdi.

Müsâfirlik içtimâî barışı ve kardeşliği tesis eden çok mühim bir müessese idi. Müsâfir evsâhibine bereket vesilesi mukaddes bir emânetti ve izzet ikramda kusur edilmezdi. Evlerde müsafir odaları ihdas edilir, çok zaruret hâsıl olmadıkça bu odalar günlük kullanmalara açılmaz temiz tutulmasına özen gösterilirdi.

Toplu taşıma araçlarında yaşlılara, hanımlara yer vermemek çok büyük ayıp, iniş binişlerde önceliği yanındakine bırakma kibarlığı sevap telâkkî edilirdi. Muhitler aşırı nüfus kesâfeti ile mâlûl olmadığı zamanlarda toplu taşıma araçlarının mûtad güzergâhlarında yolcular birbirlerine âşinâ olduklarından menfîlikler asgarî nisbette idi.

İnsanların gelip geçtiği yerlerde toplu olarak bulunmak, topluluklarda yüksek sesle konuşmak, abartılı gülmek ayıp kabul edilir, ezan okunduğunda mutlaka susulup, meşguliyete ara verilir idi.

Câmîler emniyet ve sükûnet mekânları idi.

Velhâsıl mahâlle mahâlle tesis edilen şehirlerimiz âsûde hayatların mütevâzı ve münzevî yaşandığı mekânlar idi.

Bizi biz yapan öz rûhumuzla, bize âit mânevî değerlerimizle tezyîn ettiğimiz âsûde hayatımızı emniyet ve huzur içinde ‘İnsan’ gibi yaşardık.

Derken şehirlerimizde elinde mala, kulağında kurşun kalem, ‘mütâyitler’ (müteahhidler) peydâ oldular. Bu ‘mütâyitler’ dünyâlık hırsımızı tahrik edip, meyve ağaçlı, çiçekli bahçelerimizi, huzur dolu mustakil evlerimizi birkaç dâire karşılığı elimizden alarak bizleri şekilsiz, ruhsuz hâttâ kullanışsız apartman dâirelerine kat kat istiflediler. İdarecilerimizin sebebi meçhul! yumuk gözlerinden istifâde ile bir karış boş arâziyi israf etmeden! mahâllelerimizde ve şehirlerimizde nefes alacak sâha, göz okşayacak, ruh dinlendirecek yeşil bırakmadılar.

Kadîm komşularımız yan apartmanın bilmem kaçıncı katına taşınırken, hiç tanımadığımız, huyunu suyunu âdetini bilmediğimiz insanlar alt üst ve yan komşularımız oluverdi. Mahâllelerimiz birbirini tanımayan birbirinden çekinen birbirinden uzak duran yabancı insanlarla dolarak evvelki nüfûsun onlarca katına muhît oldu.

Şehirlerimiz, göçle şehre üşüşen, şehrin denetlenemeyen kalabalığında keyfine göre davranma ve her türlü yasağı çiğneme cür’etini bulan şehir kültürü, âile terbiyesi ve cemiyet âdâbı cûhelâsı milyonların barınağı hâline geldi.

Altyapısı, alanı, imkânları aşırı artan nüfûsa kifâyet etmeyen mahâllelerimizde paylaşma sıkıntıları ile berâber sürtüşme ve huzursuzluklar zuhûr etti.

Allah Rasûlûnun;

Sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de tam iman etmiş olmazsınız’ ‘Komşusu kendisinden emin olmayanda hayır yoktur’ ‘Komşusu açken tok yatan bizden değildir’ ‘Bizi aldatan bizden değildir’ ‘Merhamet etmeyen (âhırette )merhametten mahrum olur’ ‘Birbirinizin güneşini kesmeyin’ ‘Emâneti (idâreyi) ehline verin’

hadis-i şeriflerinde buyurduğu toplu yaşama kâideleri rehberliğinde eski şehirlerimizi ve şehir hayâtımızı düzenleyen cemiyetimiz;

Allah ve Rasûlûnun emir ve tavsiyelerinin dikkâte alınmadığı dünyevî keyfiyete göre şekillendirilmiş zamâne şehirlerimizde görgü, saygı, âdâb-ı muaşeret, cemiyet içinde haddini bilme, yardımlaşma, komşuluk hukûku, digerkâmlık gibi üstün insânî vasıfları terk ederek, kendinden başkasını düşünmeyen, kibirli, davranışlarını kâideye bağlayan her türlü ahlâkî kısıtlamadan âzâde, başıboş insanların kalabalığı hâline geldi.

Artık şehirlerimizde hayat sabah ezanı ile başlamıyor. İş saatine ayarlanan hayat sebebi ile erken okunan ezan, gece geç yatan yorgun insanların uykularını böldüğü için şikâyet edilen bir gürültü sayılıyor. Câmîler cenâze merâsimleri! ve tuvalet ihtiyâcı için uğranılan mekânlar oldular.

Evlerin içi kadar sokakları da doldurarak insanları bîzâr eden kirliliğin en iğrenci olan (yüksek sesle çalınan müzikten, apartmanların altlarındaki atölyelerden, sokak satıcılarının nâralarından neşet eden) asıl gürültü ise başta idâreciler olmak üzere kimseyi rahatsız etmiyor başıboş şehirlerimizde.

Mustakil evinde rahat davranmaya alışmış insanlar, apartman hayâtını birbirleri için cehenneme çevirdiler. Aynı cümle kapısından girip çıktıkları hâlde birbirlerine selâm vermemeyi adamlık sanan apartman komşuları komşuluk hukûkunun da kâtili oldular. Hasta ziyâretleri, cenâze tâziyeleri terk edildi. Müsâfirlikler unutuldu, hâttâ müsâfir külfet addedilir hâle geldi. Saygı tedâvülden kalktı.

Yollarda, iş takiplerinde sıraya ve öncelik hakkına riâyet, ihtiyâcı olana sırasını ve hakkını ikram, sabır hürmet ve tahammül gibi medenî hasletler unutuldu.

Allah Rasûlûnun ‘Güler yüz sadakadır’ buyurduğu tebessümü birbirinden esirgeyen asık suratlı sadaka cimrileri oldu zamâne şehirlisi insanlar.

Efendimizin emir buyurduğu ‘aramızda sevgiyi tesis edecek’ en önemli âmil olan ‘Selâm’ın terk edildiği sokaklarımızda ‘niye baktın’ cinâyetleri işleniyor. Kapkaç, yankesicilik, hırsızlık, tâciz, gasp şehirlerde emniyeti yok etti. Kapısında muhafız bulundurmayan işyeri ve müessese yok gibi. Evlerin kapıları artık tek kilit ile korunamıyor.

Toplu olarak bulunulan mekânlar ve toplu taşıma araçları ipini koparıp büyükşehirlere dolmuş, gözünü kırpmadan cana kıyabilen vahşilerin terör saldırılarına mâruz kalma tehlikesine açık alanlar.

Çocukların oynayacağı bahçe ve sokaklar yok artık. Belediye parkları ise ne idüğü belirsiz başıboş insanların vakit öldürme, açık havada âlkol tüketme ve çiftlerin ahlâka mugâyir buluşma yeri olduğundan çocuklar yanlarında bir büyükleri olmadan o parklardan lâyıkı ile istifâde edemiyor.

Eve kapanan çocuklar tek eğlenceleri olan bilgisayar ve televizyon başında muhayyilelerini köreltiyor kâbiliyetlerini öldürüyor, zihinleri yabancı hayat tarzlarınin menfîlikleri ile kirletiliyor.

İlim irfan yuvası olması gereken okullar kapılarında polis bekleyen, çetelerin cirit attığı, kavgaların eksik olmadığı emniyetsiz mekânlara inkılâb ettiler.

Bakkallar yerlerini marketlere bırakalı beri parasız alışveriş hayâl oldu. Duâ da geçer akçe olmaktan uzaklaştı. Eskiden sokak sebillerinden kana kana içilen sular, şişelere girdiğinden beri parası olmayana haram. Def-i hâcet bile ücretsiz olmuyor.

Borç isteyene, para satan bankalardan başka yüz veren kalmadı. Karz-ı Hasen mi? Ne olduğunu bilen var mı?

Hîle, fâhiş fiyat, haksız rekâbet, istismar ticâret usûllerinden sayılır oldu. Sağlığa zararlı, kanserojen maddeli gıdâları(1), fâhiş fiyatlı, hukûkî mahsurlu malları kazâra satın almamak için teyakkuzda olmak gerek.

Şehirlerimizde yemek alışkanlıklarımız da değişti. Fast food tâbir edilen ayakta abur cubur tıkınarak ‘çağdaş beslenme’ sağlığımızı tehdid etmeye başladı.

Kadim sofra kültürümüzde kırıntı israf edilmez, tabak sıyırmak sünnet bilinirken, şimdilerde yemeğin yarısını tabakta, ekmeğin yarısını masada, suyun yarısını bardakta bırakmak ‘çağdaş sofra âdâbı’ şartı.

İsraf hayat tarzı oldu. Kıt kaynakların kullanılmasında bile tasarrufu herkes başkalarından bekler hâle geldi. Parasını ödüyor ise herkesin her şeyi dilediği kadar tüketme hakkı medenîlik, kanâat züğürt tesellisi addediliyor.

Mukaddesi olmayan menfaatçi zihniyetin ortaya çıkardığı ucûbe şehirlerimiz ve ucûbe şehirlerimizin hayâtımıza musallat ettiği zamâne şehirlisi hasta ruhlu dünyevî insan tipi, bir fasit dâire hâlinde birbirini üreterek milletimizi ve memleketimizi tüketiyor.

Asgarî ihtiyaçları teminden başka, yaşadığı şehirlerden hiçbir beklentisi, modern şehir hayâtı ve şehirlilik hakkında hiçbir fikri olmayan büyük şehir ‘yaşayanları’! bizler, ‘çarpık şehirlerimizin çıkmaz! sokaklarında’;

Millî Hasletlerimizi, rûhumuzu, bize âit ‘İnsanlık Değerlerimizi’ hülâsâ ‘Kendimizi’ kaybettik.

(1)- 2009-2010 yılları arasında Tarım Bakanlığının 22172 gıdâ maddesi üzerindeki incelemesi neticesi örneklerin yaklaşık 1/20 sinin sağlığa zararlı olduğu anlaşıldı. Bu araştırma, gıdâ üretimi ile para kazanan insanlarımızın hastalıklı zihniyetini göstermenin yanı sıra Almanya’da yılda 3 milyon gıdâ örneğinin denetlenmesi ile karşılaştırıldığında devletin ve belediyelerin vatandaşların sağlığını nasıl koruduğunu da ortaya koymaktadır.

Kenan ALGÜN / www.haberarz.com 

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

    GAZETE MANŞETLERİ

    HAVA DURUMU

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    ANKET Sonuçlar Tümü

    ?Sizce en iyi yerli polisiye dizi hangisi?

    NAMAZ VAKİTLERİ

    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:

    KARİKATÜR

    ARŞİV